Mobil Çalışma ve Trafik!

Mobil Çalışma ve Trafik!

Artık yüzyılımızda bilgi edineceğimiz yüzlerce açık kaynak var. Hepimiz iyi birer veri madencisi olmak için adayız. Google arama trendleri çalışmanızın başlığı ya da aradığınız kelimenin hangi bölgelerde ne kadar çok haber yapıldığı hatta hangi şehirlerde daha çok arandığını gösteriyor.

Bugün yaşadığım trafik çilesinden sonra bir kez daha anladım ki mobil çalışma şart oldu. Gerekli olduğu durumlarda haftanın belirli günleri ortak çalışma alanlarında toplanılabilir. Ya da şöyle düşünelim çalışmak özgürleşsin, istediğimiz zaman istediğimiz yerde çalışabilelim. Zaman ve mekan kullanımı özgür irademize bağlı olsun. Haklar verilmez, alınır. Biz de Y kuşağı olarak yüzyılımızın gereği olan haklarımızı almalıyız.

Mobil çalışma hakkında arama trendlerine baktığımda ise 2005 yılında konuşulmaya ve haber yapılmaya başlandığını gözlemledim. Ekonomik kriz sonrası da sürekli artan bir grafik çizmektedir.  Aynı zamanda coworking space(ortak çalışma alanları) kelimelerini arattığımda, mobil çalışma hakkında aramaların ve haberlerin arttığı 2009 yılını trendin başlangıcı olarak göstermektedir. Bu iki konu günümüze doğru artan bir grafik seyretmektedir, eminim ki önümüzdeki dönemlerde ortak çalışma alanları ile ilgili daha fazla haber, yayın ve şirket göreceksiniz.

Bu değişimi hızlandıralım, trafiğe de çare bulalım!

mobile working

 

cowork

Rana ÖZSEKER

Rana ÖZSEKER

Tasarladığım ‘’Yolda Olanlar’’ röportaj serisinin amacı geçmiş, bugün ve geleceğin farkında olmaktır. Bu seriyle Girişimcileri ve Fütüristleri daha fazla bilgilendirmek istedim.

Sn.Rana ÖZŞEKER tasarladığım ‘’Yolda Olanlar’’ serisinin üçüncü konuğuydu. Bu keyifli sohbeti size kelimelerle anlatmak biraz zor olacak. Röportaj sırasında orda olmanızı çok isterdim. Değişim Yönetimi üzerine çalışan Rana Hanım aynı zamanda X kuşağından başarılı bir girişimci.

Ayrıca sevgili Seray NASIRLI’ya desteklerinden dolayı çok teşekkür ederim. Ve sizi röportajımız la baş başa bırakıyorum.

  • Trendler, yeni gelişmeler, sistemler bizi bir kalıbın içinde düşünmeye zorluyor. Kutunun dışında düşünmek için neler yapmalıyız? Yaratıcı düşünme için önerileriniz nelerdir?

“Gelecekte şu şekilde olacak.” söylemini kullandığınızda, insanlara bir şeyleri empoze etmeye başlıyorsunuz, sınırlar koyuyorsunuz, insanlar ister istemez gelecekte olacak şeylere göre yönlenmeye başlıyorlar. Bunun örneğini eğitim dünyasında da görüyoruz. Örneğin, Türkiye’de Endüstri  Mühendisliği Bölümü ile ilgili talep de bu şekilde başlayan bir akım. Trendler insanların neyi tercih ettiği ile alakalıdır.

Biz her zaman bugünü ölçebiliyoruz, bugünün şartları ile yarını değerlendiriyoruz. İlk sormanız gereken bugünkü şartlar değiştiğinde bu trendler nasıl olacak(?). Bunu yaparsanız kutunun dışına çıkmaya başladınız demektir. Yaratıcılığı tetikleyen şeyin sorular olduğuna inanıyorum. Doğru soru sormayı öğrenmek gerekir.

Şu an hepimizin yapmaya çalıştığı şey cevaplar bulmak, trendler cevaplar aslında. Soruları ön plana almalı. Bence sorular sizi sınırlandırmaz yönlendirir. Eğer bir trend, gelecekte ünvanların önemli olmadığını söylüyorsa ve siz ya değilse, ya birisi bir yerde yanılmışsa diye düşünüyorsanız muhtemelen doğru yoldasınız. Hayatın her alanına 5 yaşındaki bir çocuğun merakıyla, şaşkınlığıyla ve  hayranlığıyla yaklaşıyorsanız, yaratıcılık da bununla başlayacaktır.

  • Şirketler veya bireyler danışmanlık aldıktan sonra, hızla eski monotonlukları-na dönebiliyorlar. Bunu önlemek için neler yapılabilir?

Önemli bir soru. “Biz danışmanlık alıyoruz, parasını veriyoruz ama pek de faydasını görmüyoruz.” diyen kişiler, kurumlar olabiliyor. Buradaki yaklaşım hatası danışmanların sadece bilgi vermeye odaklanması. İnsanlara sadece bilgi verirseniz alır ve bilgiyi depolarlar. Bilmek, bilgi sahibi olmaksa her zaman yapmak anlamına gelmez.

Bu konuyla ilgili Sindrella Masalı iyi bir metafor olarak kullanılabilir. Nasıl ki Sindrella gece 12’de Külkedisi’ne dönüyorsa, bizlerin de saf bilgiyle ve davranış değişikliğine yol açmadan attığımız adımların geriye dönüşü kaçınılmazdır. Davranış değişikliği olmayınca insanlar değişimi sürekli kılmakta zorlanırlar. Değişim için yola çıktıktan sonra eski hale dönmek istemiyorsanız değişim kültürüne inanmalısınız.

  • Harvard Business Review-HBR Dergisi Ekim Sayısı’na göre danışmanları zor bir dönem bekliyor. Büyükler içindeki danışmanlık şirketleri online uygulamalarla danışmanlık vermeye başlıyor. Harici hukuk bürolarının ya da şirketlerinin başına gelen değişim, danışmanlar için de geçerli olur mu?

Bu konuda hukuk bürolarındaki değişimle danışmanlık-eğitim hizmeti veren firmalarda oluşabilecek değişimin farklı sonuçları olabileceğini düşünyorum. Şirketler doğal olarak belli hizmetleri kendi içlerine çekmek istiyorlar. Bunun en yaygın örneğini eğitim alanında görüyoruz. Pek çok şirket kendi akademisini kuruyor, iç eğitmenini yaratıyor. Maliyet düşüşünün hedeflendiğini düşünerek doğru bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Bununla birlikte iç eğitmenler bulundukları ortamın bakış açısını sahipleniyorlar ve bunu içselleştiriyorlar. Eğitim verdikleri kişilere de bu bakış açısını geçiriyorlar.  Ve bu dış eğitmenlerle yakaladığınız farklı ve zengin bakış açılarından bazen sizi mahrum bırakabiliyor. 20 farklı eğitmenden bu hizmeti aldığınızda daha zengin bir deneyim hazinesi oluşturuyorsunuz.

Bir süreç değişiminde dışarıdan danışmanlık alınmasında fayda oluyor çünkü danışmanlar daha fazla vak’ayla karşılaşıyorlar ve geniş bir çerçeveden bakabiliyorlar. Buradaki değişimin şirketlerin danışman firma profili tarafında yaşanabileceğini, daha ‘’tailor made (kuruma-duruma özel yaratılan)’’ hizmtlerin ve bunu sağlayan butik danışmanlık şirketlerinin öne çıkabileceğine inanıyorum. Kuruma, kişilere özel yapılan işler daha çok ön plana çıkacak gibi duruyor.

  • Fütürist Girişimciler için tavsiyeleriniz nelerdir?

“Girişimciliğin Gelecekçi Olması” ne demektir(?) önce bunu değerlendirmek gerek. “Geleceğe bakıyorum ve gelecek benim için önemli” mantığıyla hareket edip, geçmişten öğrenmeden ilerlemek isterseniz, geleceği çok iyi yönlendiremeyebilirsiniz. Eğer geleceği tasarlamak istiyorsam bugün doğru kararlar vermeliyim.

Öte yandan fütürizm ile kastınız daha teknoloji odaklı olmaksa; unutmamamız gereken temel unsur; ‘insan’. İnsanların tercihleri, insanların algıları teknoloji söz konusu olsa da ön planda olmalı. İnsanların robotlaştırılmasından bahsederken bile ana özne olarak yine insana ihtiyaç var. Olaylara bütün bakabilmek önemli, ister fütürist olun, ister bugüne odaklanıyorum deyin, isterseniz geçmişi yaşatacak bir şey yapmak istiyorum deyin bütünsel bakabilmek gerekiyor ve girişimci açısından başarıyı da bu getiriyor.

  • Başarıdan mı daha çok ders alınır, başarısızlıktan mı? Başarısızlık için sizin tanımınız nedir?

SW3. “Some Will, Some Won’t, So What?!… Kimi Yapar, Kimi Yapamaz, Peki?!…”

Başaramamak, sonuca ilk denemelerde varamamak insanları denemekten alıkoymamalı. Çocuk yürümeyi deniyor ve düşüyor, ancak bu çocuğun başarısız olduğunu göstermez. Benim için başarısızlık; alacağınız riski hesaplamamış olmanızdır. Sadece hayalle ve evren nasılsa istediğimi verir mantığıyla hareket ettiğinizde bir şey eksik kalıyor. Kontrolünüz dışında bir engelle karşılaştığınızda onunla başa çıkabilmeniz için hazırlıklı olmanız gerekiyor. Başarısızlık başınıza gelen sorunlar değildir. Bulunduğunuz şartlarda bu sorunlarla nasıl başa çıktığınız belirleyicidir.

  • Hayatımızın veya şirketimizin geleceğini tasarlamak istediğimizde nereden başlamalıyız?

İlk nokta nerede olduğunu iyi analiz etmektir. Değişim varmak istediğimiz yer ve oraya ulaşmakla analiz edilse de o an nerede olduğumuz ve yolculuk belirleyicidir. İzmir’e Ankara’dan ve İstanbul’dan yola çıkan iki kişinin elbette yolculukları ve yolda yaşayacakları değişim, varacakları yer aynı olsa da, farklı olacaktır. Aslında ihtiyacımız olan; nerede olduğumuz, nereye gitmek istediğimiz ve nihayetinde yöntemi belirlemektir. Yöntem; en kolay değişebilecek şeydir, o yolda yürürken, o hareket planını uygularken hazır olmakla alakalıdır.

SERBEST KÖŞE:

İstediğimiz olumlu gelecekte yaşamanın yolu onu tasarlamaktır. Bir konuda gelecek haritası çıkarmanızı istesem aşağıdaki dört soru ışığında kısaca bize neyi işaret etmek isterdiniz?

  • Konu?

Liderlik

  • Ne değişiyor?

Liderlik daha paylaşılabilir oluyor. Son dönemde yaşanan olayları (gezi, occupy) incelediğinizde standart bir lider tipolojisi yok, kitleler birlikte hareket ediyorlar, birlikte kararlar veriyorlar. Dan Topscott’ın güzel bir sözü var; ‘’Gelecekte lider olmayacak, liderlik olacak.’’.  Bu söze çok inanıyorum, kabilesel liderliğin önem kazanacağına inanıyorum. Otokratik, sert, güç odaklı liderler yerlerini birlikte karar veren küçük insan topluluklarına bırakacak. Ailede tek bir reis olmayacak. Eskiden nereye gidileceğine, nasıl gidileceğine baba, bazı konularda anne karar verirdi. Son zamanlarda değişimler görüyoruz, baktığınızda hep beraber kararlar alınıyor.

  • Neden önemli?

İnsanların hareket kabiliyetlerini etkileyecek bir şey. İnsanların omuzlarına daha fazla sorumluluk binecek. Şu anda’liderin istediğini uyguluyorum’ mantığı var o sebeple de sorumluluk almıyoruz davranışlarımızdan dolayı.  Gelecekte ‘paylaşılan liderlikle’ sonuçlar üzerindeki sorumluluk ortak olacak. Bence bu insanları büyütecek, kişilerin diğer insanların hayatını etkileyecek konularda daha dikkatli kararlar almasını sağlayacak.

  • Nasıl olmalı?

Nesillerle ve onları nasıl yetiştirildiğinizle ilgili. Birlikte hareket etmeye başlayan bir Z kuşağı var, teknoloji de destek veriyor bu olguya. Daha bilinçli, karakterlerinden ödün vermeden karar mekanizmalarına daha katkıda bulunabilir olmaları sağlanabilir.

KISA KISA:

  • Hayatınızda en son, ilk defa yaptığınız şey neydi?

Zeytin Hasatı’nda bulunup doğayı farklı bir açıdan yaşamak.

  • Bir slogan, özlü söz veya motto’nuz var mı? nedir?

Sırtımızı geçmişe dayayıp, yüzümüzü geleceğe dönerek bugünün kararlarını almak gerek.

  • Fütürist olduğunu düşündüğünüz kimler var?

Jules Verne, Dan Tapscott, Michio Kaku.

  • Gelecek ile ilgili sizi etkileyen kitap-film-söz var mı?

Dünyanın Merkezine Seyahat,  Physics of The Future, V for Vendetta (Filmlerin genel olarak hayal gücünü sınırladığını düşünüyorum, kitap okurken herkes sizin dünyanızın oyuncusu oluyor).

  • Girişimci dediğimde aklınıza ilk gelen kimdir?

Richard Branson ve Steve Jobs (önemli olan iki kriter; bir şeyi keşiften çok onu kullanılabilir şekillerde geliştirmek ve girişimini hayatının her alanında yaşıyor olmak).

  •  Bazı basit soruların cevapları çok zordur, sizin basit sorunuz nedir?

Gerçekten ne istiyorsun?

  • İlk hayaliniz neydi? Gerçekleştirdiniz mi?

Ben 5-6 yaşlarındayken, babam müfettişti, Kilis’te bir köyde benzin almak için durduk. Yabancı olduğumuz için çocuklar ve büyükler etrafımızı çevirdiler. Emziğini çıkarınca ağlayan bir bebeğim vardı, bende çocuklar gelince emziği çıkardım ‘şeytan’ demeye başladılar. O zaman anneme demiştim büyüyünce bu bebekten alacağım bu köye geleceğim ve çocukların bundan korkmaması gerektiğini anlatacağım. Bu hayali, yıllar sonra o bölgelere projeler için gittiğimde farklı bir şekilde ve manevi olarak gerçekleştirdiğimi söyleyebilirimJ

  • Einstein ‘herhangi bir özel yeteneğim yok sadece tutkulu bir meraklıyım’ demiş. Sizin tutkunuz nedir?

Öğrenmek

  • Hangi çizgi film karakterisiniz, neden?

Vikingler’de Vicky. Pratik çözümler bulduğu için.

  • ‘eğer…’ le başlayan bir cümle kursanız, yaratıcılığımızı ateşlemek için ne söylerdiniz?

Eğer hiçbir sınırınız olmasaydı ne başarmak isterdiniz?

  • Herkesin DNA’sına eklenmesi gereken kod nedir?

Herkes olduğu gibi mükemmel aslında, bir şey eklenmesi gerekmez. “Farklı olmanın yolu, kendin olmaktan geçer.” R.Ö.

BİTTİ 🙂 Başka bir röportajda görüşmek üzere 🙂

Ayrıca bu röportajı slideshare üzerinden de okuyabilirsiniz.

rana_ozseker

Rana ÖZŞEKER Hakkında:

http://www.rna-tr.com/cvranaozseker/

https://twitter.com/RanaOzseker