Tasarım Süreçleri ve Haritalama

Tasarım Süreçleri ve Haritalama

Bu mülakatta kullanılan tasarım kelimesi sadece ürün tasarımını kapsamaz. Baştan sona yaratma sürecini tamamladığınız tüm çalışmalar sizin bir tasarım çalışmanızdır. Mülakat dört bölümden oluşmaktadır ve açıklamaları aşağıda verilmiştir.

1.Bölüm: Kişisel Bilgiler

2.Bölüm:Kişinin tasarım ve tasarımı besleyecek kavramlar hakkında genel düşüncelerini tespit etmek

3.Bölüm:Tasarım süreci için haritalama yapılması için sorular

4.Bölüm:Tasarım sürecini kontrol etmeyi sağlayacak, kendi el yazısıyla cevaplayacağı sorular. Verilen beş sorudan üçünü cevaplayacak.

Örnek çalışma sonuçlarını görmek için tıklayınız: Tasarım Süreçleri Fatih Cetiz

1.BÖLÜM

Ad-Soyad

Yaş

Mezun olduğunuz üniversite ve bölüm nedir?

Şu an çalışmakta olduğunuz şirketiniz ve göreviniz(unvanınız) nedir?

Daha önce çalıştığınız şirketler ve unvanlarınız nelerdi?

Tasarladığınız işler nelerdir?

 

2.BÖLÜM

1.Zaman kavramının size hissettirdiği duygu nedir?

2.Tasarım yapmayı tercih ettiğiniz özel bir mekân veya yer var mıdır? Kısaca, nerede çalışırsınız?

3.Başka kişiler tasarım çözümlerinizi ne yönde ve nasıl etkiler?

4.Geliştirdiğiniz bir tasarım yönteminiz var mı?

5.Yaptığınız tasarımlarda sizin için öncelikli olan nedir?

 

3.BÖLÜM

1.Tasarım probleminin konusu kim tarafından nasıl veriliyor? Ya da siz nasıl seçiyorsunuz?

2.Konusu belli tasarım probleminde ilk önce hangi adımı atıyorsunuz?

3.Tasarım problemini tanımlamak için hangi araştırma yöntemlerini kullanıyorsunuz?

4.Hedef kitlenizi nasıl belirliyorsunuz?

5.Tüm bu yukarıdaki araştırmaların sonrası hangi bilgileri kullanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?

6.Fikir yaratma sürecine nasıl başlarsınız?

7.Fikir yaratma sürecinde tıkandığınızda neler yapıyorsunuz? Geliştirdiğiniz yöntemler var mı?

8.Yenilikçi fikir arama sürecine ne zaman başlarsınız? Neler yaparsınız?

9.Fikir yaratmak için kendi geliştirdiğiniz bir yaratıcı yöntem var mı?

10.Tasarımı son hale getirmek için hangi aşamalardan geçiyorsunuz?

11.Tasarımı tamamlarken, gelecekteki, sonraki adımları nasıl planlarsınız?

12.Alternatif çözümlerini nasıl yaratırsınız?

13.Probleme çözümün son halini vermek için hangi aşamalardan geçersiniz?

14.Tasarım yapma tarzınızı nasıl tanımlarsınız? (analitik, sezgisel vs.)

15.Daha önceki tasarım deneyimlerinizden nasıl yararlanırsınız?

16.Deneyimlerinize ihtiyaç duyduğunuz tasarım aşamaları hangileridir?

17.Maliyet kriterleri nasıl ve ne zaman etkiler tasarım sürecinizi?

18.Tasarım görevinizdeki paydaşların önceliklerini hangi aşamalarda dikkate alırsınız?

19.Tasarım sürecinde kararlarınızı ne sıklıkta gözden geçirirsiniz?

20.Tasarım sürecinizde geri dönüşler olmakta mıdır? Hangi evrelerde?

21.Tasarım sürecinizi kontrol altında tutar mısınız, tasarıma başlamadan önce süreç planı yapar mısınız?

 

4.BÖLÜM

1.Tasarım sürecinizin en önemli aşaması sizce nedir?

2.Tasarım sürecinizde zaman problemi yaşadığınızda göz ardı ettiğiniz adımlar olur mu? Nelerdir?

3.Tasarımının geleceğini hayal eder misin? Nasıl?

4.Tasarım yaparken en kritik olduğunu düşündüğünüz aşama ya da aşamalar hangileridir?

5.Tasarım yaparken kazandığınız deneyimler sonraki tasarım çalışmalarınızda size ne yönde katkı sağlar?

 

Reklamlar
Gelecek Hakkında Zihin Jimnastikleri

Gelecek Hakkında Zihin Jimnastikleri

Geleceği hiçbir zaman bilemezsiniz; ancak gelecekte olası senaryoları tasarlar ve bugün o senaryolar için hazırlık yapmaya başlarsınız.  Gelecek senaryolarını masanızın üstünde duran farklı gözlükler gibi görün, hangisini takarsanız o bakış açısıyla hareket edersiniz. Bugünlerde en çok ihtiyacımız olan da bu. Geleceğini tasarlayan kişiler ve milletler dünya tiyatrosunda söz sahibi, yönetmen konumunda olabilir.

Biraz zihin jimnastiği yapmak istiyorum; gelecekte neler olabilir ve biz farklı neler yapabiliriz?

  • Şirketler fiziki binalarından ayrılacak, uzaktan çalışma yaygınlaşacaktır. Paylaşımlı ofis alanları artıp, cafe zincirlerinin yerini alacaktır.
  • X kuşağı yerine yönetici olarak gelecek Y kuşağı sistemlere yeni bir bakış açısı getirecektir. Büyük bir değişim bizi bekliyor.
  • Geçerliliğini yitirmiş üniversite bölümleri kapatılacak. Gelecekte oluşacak yeni meslekler için akademiler kurulacaktır. Siz de üniversite yönetimlerine yenilikçi fikirlerinizi sunun.
  • Anlaşılan hava koridorlarında artan rekabet, kara taşıtlarından çok uçakları kullanmamızı sağlayacak. Yani zamandan kazanan insan, daha çok üretecek demektir.
  • Fiziki paranın yerini online ödeme sistemleri alacak. Sistem Güvenliği Uzmanlığı ve Bilişim Hukukçuluğu Z neslinin gözde meslekleri haline gelecektir.
  • Tüm yaşam alanları, yenilenebilir güneş enerjisi kullanımına yönelecektir. Enerji sektöründe olmak istiyorsanız pratik çözümler bulun.
  • Mantar gibi çoğalan ve yanlış konumlandırılan AVM’ler farklı amaçlar için yeniden düzenlenecektir. Siz de bir şeyler planlayın!
  • Görünüşe göre, İstanbul boş bina ve daire çöplüğüne dönecektir. Bu hale gelmemesi için girişimciler bir çözüm bulmalılar.
  • Tüm yaşam alanları, yenilenebilir güneş enerjisi kullanımına yönelecektir. Enerji sektöründe olmak istiyorsanız pratik çözümler bulun.
  • Ekonomik sistemler 2007 krizi ile yıkıldığına göre ve dünya hala bunun sancısını yaşadığına göre yeni bir ekonomik sistem kapıda. Üniversite iktisat bölümleri eskimiş teorileri yenisiyle değiştirmeye hazırlanmalı.
  • Bugün internet dünyasında dev olan Facebook, Twitter vb. yerini başka bir fenomene bırakabilir ya da gelecekçi olan bu şirketler kendilerini yepyeni formatla bize sunabilirler. (Hatırlayın daha önceki paylaşım siteleri Facebook’un gelmesiyle kayboldu)

Birbiriyle ilişkisi olmayan zıt düşünceler yaratıcılıkta önemli rol oynar. Siz de gelecek hakkında çalışmaktan vazgeçmeyin. Daha doğrusu geçmişi doğru irdeleyip, bugün, yarını düşünmekten vazgeçmeyin.

Gelecekten Biletiniz Var!

Gelecekten Biletiniz Var!

Hayaller dünyasına tek kişilik bir biletiniz olsa nereye gitmeyi tercih ederdiniz? Postanızı kontrol etmenizi öneririm. Kim bilir belki elinizin altındadır, görmüyorsunuzdur.

Hayat bize fırsatlar sunar… Hazırlıklıysak, cesaretimiz varsa bu fırsatları değerlendiririz ya da kullanmayı hiç tercih etmeyiz. Tabi hepimizin rasyonel tercihi, fark edersek, fırsatları iyi değerlendirmektir; ancak her zaman en doğru kararı vermek mümkün olmayabilir. Bir deneme ile yapacaklarımızdan vazgeçmemeliyiz. Hani matematik sorularını çözerken hoca, cevap içinde saklı derdi ya, büyük ihtimalle biz de gözümüzün önünde duran fırsatları fark edemiyoruz. Belki de ceplerimize son bir kez bakmalıyız, giriş biletimiz cebimizdeki bir nesnedir.

Dünyada kullanabileceğimiz biletler o kadar sonsuz ki bunlardan biri de oyuncaklardır. Hayal etmenin ya da başka bir boyuta geçmenin sırrı gibi görüyorum onları. Sunay Akın Oyuncak Müzesi’ne gitmediyseniz mutlaka gidin; ama tek başınıza değil, iki üç arkadaşınızla gidin. Eğer hayal dünyanıza geçiş biletiniz oyuncaksa, orada bulamamanız imkansız. Sevgili Sunay Akın’ın fark ettiği ve aktardığı çok güzel bir örnek var: ABD 20. yüzyılın başlarında, uzayı hatırlatan oyuncaklar piyasaya sürerken; ülkemizde zilli oyuncaklar , çocuklar sussun diye alınıyordu. Şimdi kim neyi hayal etti ve biletini ne yönde kullandı? Bunun üzerine düşünebilirsiniz.

www.istanbuloyuncakmuzesi.com

Yaratıcı Ekonomiler Bağlamında Ortak Çalışma Alanlarının Gelişimi, 21.yy’da İş ve Çalışma Hayatına Etkisi: İstanbul Örneği

Yaratıcı Ekonomiler Bağlamında Ortak Çalışma Alanlarının Gelişimi, 21.yy’da İş ve Çalışma Hayatına Etkisi: İstanbul Örneği

Yaratıcı endüstri disiplinlerinde çalışanların, yaratıcı disiplinlerin kendine özgü iş yapma ve uygulama biçimleri ile birlikte, özellikle gelişen ve değişen çalışma şartlarına bağlı olarak yeni çalışma alanlarına olan ihtiyaçları oluşmuştur. Bu ihtiyaç doğrultusunda Richard Florida ve ekibi tarafından yaratıcı olarak endekslenen şehirlerden birisi olan İstanbul’da gelişen ortak çalışma alanları yaratıcı endüstriler bağlamında incelenmiştir. Yaratıcı endüstrilerin içinde bulunan yaratıcı sınıf ve bu sınıfın ortaya çıkardığı yaratıcı ekonominin ortak çalışma alanları ile olan dinamik ilişkisi ve bu durumun özellikle 2014 yılı itibariyle İstanbul’da hızlı gelişimi ilgi çekicidir. Şüphesiz ki bilgi teknolojilerinin gelişmesi, bilgiye kolay ulaşım ve küresel olarak birbirine daha çok entegre olan bir dünyada, çalışma şartlarının değişmesi ve yeni çalışma alanlarının gelişmesi dikkatle incelenmesi gereken bir konudur. Günümüz iş ve çalışma dünyasını, geçmişle kıyaslayarak değişimin boyutu anlatılmıştır. Ortak çalışma alanları, yaşanan bu değişimi somut olarak görebildiğimiz ve inceleyebildiğimiz yeni nesil çalışma mekânlarıdır. Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden olan İstanbul’da, bir yüksek lisans tezi olarak ”ortak çalışma alanlarını” konu edinen ilk tez çalışmasıdır.

Yüksek lisans tezimi aşağıdaki linkten tez numaramı girerek ücretsiz indirebilirsiniz.

https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tarama.jsp

Tez No: 469441

ZEYNEP GÜÇLÜTEN

ZEYNEP GÜÇLÜTEN

Karşılaştığım hayat dolu ve birbirinden güzel şapkaların tasarımcısı Zeynep Güçlüten, tasarladığım ”Yolda Olanlar” röportaj serisinde 7.konuğum oldu. Aslında master dersimin final çalışması için kendisiyle görüşmeye gitmiştim. Anlattıklarından etkilenince Yolda Olan birini daha buldum ve sizinle hemen paylaşmak istedim. Şapka yapmaya nasıl başladığını ve hayatıyla ilgili konuştuk. Her röportajımda olduğu gibi Serbest Köşe’de bir gelecek haritası çıkardık.

10299520_784410741578780_4037749048413180555_n

-SOHBET-

      Son dönemde şirketler de kişiye özel olmak için büyük çalışmalar yapmaya başladı. Modernliğin simgesi olan         şapkalara kişiye özel farklı yorumlar getiriyorsunuz. Şapka yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Yaklaşık 4 senedir şapka tasarlıyorum.  Daha öncesinde tekstil ve deri sektöründe kadın giyim üzerine çalışıyordum. Şapka tasarlamak bir arkadaş sohbetinde ortaya çıktı. Beni çok heyecanlandıran, sınırlarımı genişleten bir araç oldu. Araç diyorum çünkü üretmek bir yerde süzgecimde kalan şeyleri dışa vurmak benim için. Somut bir şeye ihtiyacım vardı. Şapka, kendimi ifade edebileceğim bir obje oldu.

      Yaratıcılık gerektiren bir hobi işiniz var. Siz yaratıcılığı nasıl tanımlarsınız?

Dış etkenler, iç etkenler, geçmişten, bugünden izler, gelecek hayalleri… Bunların hepsi herkeste olan kavramlar. Yaratıcılık bu noktadan sonra devreye giriyor. Tüm bu kavramlar sende bir dışa vurma isteği yaratıyor mu? İşte o istek yaratıcılık…

DSC07675

SERBEST KÖŞE:

İstediğimiz olumlu gelecekte yaşamanın yolu onu tasarlamaktır. Bir konuda gelecek haritası çıkarmanızı istesem aşağıdaki dört soru ışığında kısaca bize neyi anlatmak isterdiniz?

Konu ne?

Farkındalık

Konu çerçevesinde, ne değişiyor?

Bilginin kolay ulaşıldığı ve bilgi akışının son derece hızlı olduğu bir dönemde yaşıyoruz. “Son derece” sözün gelişi… Daha da hızlanacağına eminim.  Bu kadar çok ve hızlı bilgi farkındalığımızı düşürüyor. Fark etsek bile harekete geçme kabiliyetimizi düşürüyor.

Neden önemli?

Doğru veya yanlış olan herhangi bir şeyin farkında olmak ilerlemek veya durup sorunu çözmek için en önemli adım diye düşünüyorum. Dijital yaşamın fazlası bu yönümüzü baltalıyor. Dışarıda gerçek bir hayat var. Aslında gerçek paylaşım dışarıda… Özellikle bir şey üretiyorsanız; her ne olursa olsun; yavaşlayıp etrafına bir bakmak gerekiyor. Bir şeylerin sende iz bırakmasına izin vermen gerekiyor.

Nasıl olmalı?

Duyarlı olmalı, bazen baktığın pencereyi değiştirmeli, “İlk önce, acaba burada neyi eleştirebilirim diye değil, ne anlatmak istemiş olabilir?” diyebilmeli, günümüzde en zor şey olabilir ama birine veya bir şeye zaman tanımalı. Biraz yavaşlamalı

 

426871_379203898766135_1837272426_n

KISA KISA-

  • Hayatınızda en son, ilk defa yaptığınız şey neydi?

-İlk defa gondol’a bindim

  • Bir slogan, özlü söz veya motto’nuz var mı? nedir?

-Hayat bir gündür, o da bugündür

  • Geçmişle ile ilgili sizi etkileyen kitap ve film var mı bize önerebileceğiniz?

-Film: İngiliz Hasta – Anthony Minghella

-Kitap: Füreya – Ayşe Kulin

  • Girişimci dediğimde aklınıza ilk gelen kimdir?

-Nasuh Mahruki

  • Bazı basit soruların cevapları çok zordur, sizin basit sorunuz nedir?

-Mutluluğun resmini yapabilir misin?

  • Hatırladığınız ilk hayaliniz neydi?

-Bahçeli ahşap bir evde yaşamak istiyordum. Henüz gerçekleşmedi.

554906_471082742911583_289319876_n

  • Einstein ‘herhangi bir özel yeteneğim yok sadece tutkulu bir meraklıyım’ demiş. Sizin tutkunuz nedir?

-Yeni ve Yenilik

  • Hangi çizgi film karakterisiniz?

-Hiçbir çizgi film karakteriyle kendimi özdeşleştiremiyorum J

  • ‘eğer…’ le başlayan bir cümle kursanız, yaratıcılığımızı ateşlemek için ne söylerdiniz?

-Eğer daha özgür olsaydık..

  • Değişim, gelecek ve geçmiş gibi kavramları temsil eden şeyler nelerdir?

-Değişim=Su

-Gelecek=Işık

-Geçmiş=Saat

DSC07748

Ayrıca bu röportajı slideshare üzerinden de okuyabilirsiniz.

Zeynep GÜÇLÜTEN Hakkında:

Fatih CETİZ Hakkında:

 

Bu Pusula Senin!

Bu Pusula Senin!

Hepimizin sürekli hayatta yönümüzü bulmak için kullandığımız araçlar vardır. Bunlardan birisi pusula olsa ve dört ana yönü Gelecek, Geçmiş, Hayal ve Dizayn olarak kararlaştırsak..ne düşünürdünüz? Bu pusulayı daha da netleştirmek için çizdim, resmi dikkatlice inceleyip hayata bir de bu pusulayla bakmanızı istiyorum. Eminim herkesin göreceği farklı şeyler vardır. Bu pusulanın diğerlerinden farkı ülkelere ve bulundukları konuma göre yapımı değişmez herkes için aynıdır.

Hepimizin bildiği gibi manyetik kuzey, gerçek kuzeyden birkaç dereceyle farklıdır ve bence geleceği gösterir. Bu pusula çizimine farklı bir açıdan bakarsak geçmişle gelecek arasındaki dayanılmaz çekiciliği, hayal ve tasarlamak arasındaki bağlantıyı daha da netleştirebiliriz.  Geçmişten geleceğe retrospeksiyon yaparız, hayal yönünden dizayn yönüne ise bir yaratım sürecini görebiliriz. Ara yönlerse bize hep yardımcı bilgilerdir, geçmiş hayaller ve tasarımlar uğramak istediğimiz limanlar olabilir.

Pusulanızı alın ve nereye istiyorsanız o yöne doğru gidin, hayat zaten bir yolculuk değil midir?

Özgür düşüncelere yer çekimsiz alanlar yaratmayı unutmayın!

DSC07725

AYŞE BİRSEL

AYŞE BİRSEL

Dünyaca ünlü ödüllü tasarımcı Ayşe Birsel, tasarladığım Yolda Olanlar röportaj serisinde 5.konuğumdu. Tasarım dünyası, merakları ve işleri üzerine konuştuk, tavsiyeler de aldım sizler için. Bilginin ve bilgi madenciliğinin ön planda olduğu bir yüzyılda tasarım ve inovasyon fabrikası var. En önemlisi günümüz ve gelecek teknoloji odaklıyken temelinde insan olan işler yapıyor bu fabrikada.

Devamı röportajda saklı 🙂

DSC07718

-SOHBET-   

Herkesin haberdar olmasını istediğim bir inovasyon yönteminiz var..DE&RE. Bu iş fikri nerede ve nasıl çıktı? Hayatınızda bunu yaratmaya iten sebepler neydi?

Ben ürün tasarlarken belli bir birikimden sonra belirli bir düşünce sistemi içinde çalıştığımı fark ettim. İçgüdüsel olarak işlerimde tekrar ettiğim bir yöntem olduğunu gördüm. Ve farklı bir tını vardı içinde. Onu kâğıda dökmek ve somut bir yöntem haline çevirmek istedim, bunu yapabilir miyim diye çalışmaya başladığım zaman bu dört basamaklı deconstruction & reconstruction dediğimiz yöntem ortaya çıktı.

Benden gelen, ben böyle düşünüyorum diye çıkan, benim tecrübemden çıkan bir yöntem. Eskiden sadece ben bilirken şimdi başkalarıyla paylaşabiliyorum, başkalarına öğretebiliyorum; öğrencilerime, ekibime, müşterilerime.. Ve beraber uyguluyoruz. Hayatı tasarlarken de hiç tasarım bilmeyenlere bile öğretir seviyeye geldi.  Çok sade, çok basit ama sonuçları da o derecede dolu ve enteresan.

Danışmanlık dünyasının sıradanlaşmaya başladığı bir dönemde sizin yaptığınız iş çok değerli. Tescilli yaratıcı düşünce ve inovasyon yöntemi DE&RE, bizim çocukluktan aşina olduğumuz YAP-BOZ’un tersten okunuşu. BOZ-YAP tasarımının nasıl çalıştığını bize kısaca anlatır mısınız?

Her şeye uygulayabiliyorsun; ürüne, iş organizasyonuna, hayatına da. Herhangi bir şeyi bozup, bakış açını değiştirip yeniden yapabilmek var temelinde DE&RE’nin. Konuyu belirleyip, parçalarına ayırıyorsun, bu parçalara ayırma işlemi sırasında önyargılarını da kırmaya başlıyorsun. Sonra ayırdığın parçalardan hangisini değiştirmeliyim, nasıl değiştirmeliyim, ne eksik ne fazla onları düşünmeye itiyor ve bakış açını değiştiriyorsun. Burada metafor gibi bazı tasarım araçlarını kullanıyoruz. Elinde olan şeylerle farklı nasıl çözümler elde edeceğini fark ettiriyor. Elimde olanları başka şekilde nasıl bir araya getirsem sorusuna cevaplar buluyorsun. Ana fikir çıktığı zaman ya bir ürün ya bir strateji ya da bir yaşam biçimi haline dönüştürüyorsun.  Ve sizi sonuca götürecek çalışmalar çıkıyor.

fotograf 3

Gelecek her zaman belirsiz, geçmiş ise ders almak için güzel bir mecra. Geçmiş, bugün ve gelecek kavramları birbirine bağlı 3 parça.. ve bunlar üzerinden gelecek için olası senaryolar yaratıyoruz. Fütürizm akımına ve fütürist düşünceye sizin bakış açınız nedir?

O da bir tasarım. Ürün tasarımı değil bir fikir tasarımı. Ürün için de aynı şey geçerli, gelecekte ne olacağını bilmiyorsun ama geçmişi ve günümüzde olan bilgileri kullanarak bir tahminde bulunuyor ve yeni bir ürün çıkarıyorsun. O tahmini de bilgiler doğrultusunda yaptığın için sağlam veriler üzerine oturtmaya çalışıyorsun. Aslında bir kehanette bulunuyorsun. Bildiklerinizi yok saymıyorsun ama onlara bir tepki olarak yeni bir şey ortaya çıkartıyorsun.

İş tasarımı dışında merak ettiğim bir konu daha var. Bizden önceki yüzyıllarda şehir mimarisinde sanat ön plandaydı. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, bugün aynı estetik kaygıyı taşımıyor. Bu sebeple beton yığınları arasında kayboluyoruz ve bunun bizim yaratıcılığımızı da engellediğini düşünüyorum. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

Bu yeni bakış açısını şu an için değiştirebileceğimizi düşünmüyorum. Mimari eski zamanın ifadesiymiş. Bugün o yaratıcılık sanal dünyada söz konusu. O yüzden insanlık fiziksel dünyaya gittikçe daha az yatırım yapıyor, daha az zaman harcıyor. Eskiyi düşündüğün zaman mermerler, taş işçiliği..hakkıyla yapılan mimari uzun vadeli bir yatırım olarak çok güzel malzemeler ve işçilikle yapılan çalışmalarmış. Bugünün içinde var ama gelecekte olması gerekmiyormuş gibi, yaratıcılık farklı yerlere kaymış durumda. Mesela düşünce mimarisi var, girişimcilik var, sanal dünyada inanılmaz bir açılım var.  Mesela facebook, google, twitter bunlar da günümüzün mimarisi ama aynı anlamda değil. O beni biraz dertlendiriyor eskisi gibi olsun istiyoruz ama bugünün gerçekleri buna izin vermiyor. Madem öyle biz nerede yaratıcılığımızı kullanabiliriz ona bakmalıyız. Belki bu bir geçiş dönemi, nasıl printerlarla bir devrim oldu, ürün de devrim 3d printerlar sayesinde oluyor. Gelecekte kendi kendini yetiştiren binalar çıkabilir. Biz şu anda ara geçiş döneminde olabiliriz. Bu şekilde düşününce yeniden heyecanlandırıyor insanı.

DSC07675

-SERBEST KÖŞE-

İstediğimiz olumlu gelecekte yaşamanın yolu onu tasarlamaktır. Bir konuda gelecek haritası çıkarmanızı istesem aşağıdaki dört soru ışığında kısaca bize neyi anlatmak isterdiniz?

Konu ne?

3D Printing

Konu çerçevesinde, ne değişiyor?

Evlerimizde printerlar hayatımıza girmeye başladığında, hepimiz birer içerik üreticisi olduk. 2 boyutta üretebilirken, bu teknoloji sayesinde evimizde 3 boyutlu objeler üretebileceğimiz bir dünyaya hazırlanıyoruz, muhteşem bir şey. Bu değişim bütün üretim zincirini değiştirebilecek güce sahip olacaktır.

Konu, neden önemli?

Bu teknolojik hamle sayesinde hepimiz birer tasarımcı olabiliriz. Bir nevi insanın özüne dönüşü gibi olacak. Eskiden herkes kendi sandalyesini, tabağını, çanağını yapar kendi perdesini dikermiş. Bu teknolojiyle kendimize yeniden döneceğiz. Yaratıcı olmak isteyenler için imkân önlerine sunulmuş olacak, yaratıcı olmak istemeyenler de ihtiyacı olacak kadar üretecek. Örneğin bardak kırıldığında, tüketici aynısını kısa bir süre içinde üretebilecek. Üreticiler de arz-talep arasında bir denge kurmak zorunda kalmayacaklar.

Nasıl olmalı?

Çabuk olmalı 🙂

cup1

-KISA KISA-

  • Hayatınızda en son, ilk defa yaptığınız şey neydi?

-Bir konferansta sahneye çıkıp dans etmek

  • Bir slogan, özlü söz veya motto’nuz var mı? nedir?

-Hayatım en büyük projem

  • Gelecek ile ilgili sizi etkileyen kitap ve film var mı bize önerebileceğiniz?

-Film: Brazil –Terry Gilliam

-Kitap: Michio Kaku – The Future Of The Mind

  • Girişimci dediğimde aklınıza ilk gelen kimdir?

-Arkadaşlarım 🙂 John Zapolski..

  • Bazı basit soruların cevapları çok zordur, sizin basit sorunuz nedir?

-Beni seviyor musun?

  • Hatırladığınız ilk hayaliniz neydi?

-Efes harabelerinde Romalıların atlı arabalarını hayal ederdim.

  • Einstein ‘herhangi bir özel yeteneğim yok sadece tutkulu bir meraklıyım’ demiş. Sizin tutkunuz nedir?

-Farklı düşünmek; çözüme gitmek için..

  • Hangi çizgi film karakterisiniz?

-Hayao Miyazaki’nin animasyon filmi Spirited Away baş karakteri Chihiro adlı kız.

  • ‘eğer…’ le başlayan bir cümle kursanız, yaratıcılığımızı ateşlemek için ne söylerdiniz?

-Eğer korkmasaydım..

  • Değişim için bir obje seçseniz, bu ne olurdu?

-Google seçerdim..’’hep aynı, hep farklı’’

Röportajı slideshare üzerinden de okuyabilirsiniz.

Başka bir röportajda görüşmek üzere 🙂

Ayşe BİRSEL Hakkında:

Fatih CETİZ Hakkında: