Gelecekten Biletiniz Var!

Gelecekten Biletiniz Var!

Hayaller dünyasına tek kişilik bir biletiniz olsa nereye gitmeyi tercih ederdiniz? Postanızı kontrol etmenizi öneririm. Kim bilir belki elinizin altındadır, görmüyorsunuzdur.

Hayat bize fırsatlar sunar… Hazırlıklıysak, cesaretimiz varsa bu fırsatları değerlendiririz ya da kullanmayı hiç tercih etmeyiz. Tabi hepimizin rasyonel tercihi, fark edersek, fırsatları iyi değerlendirmektir; ancak her zaman en doğru kararı vermek mümkün olmayabilir. Bir deneme ile yapacaklarımızdan vazgeçmemeliyiz. Hani matematik sorularını çözerken hoca, cevap içinde saklı derdi ya, büyük ihtimalle biz de gözümüzün önünde duran fırsatları fark edemiyoruz. Belki de ceplerimize son bir kez bakmalıyız, giriş biletimiz cebimizdeki bir nesnedir.

Dünyada kullanabileceğimiz biletler o kadar sonsuz ki bunlardan biri de oyuncaklardır. Hayal etmenin ya da başka bir boyuta geçmenin sırrı gibi görüyorum onları. Sunay Akın Oyuncak Müzesi’ne gitmediyseniz mutlaka gidin; ama tek başınıza değil, iki üç arkadaşınızla gidin. Eğer hayal dünyanıza geçiş biletiniz oyuncaksa, orada bulamamanız imkansız. Sevgili Sunay Akın’ın fark ettiği ve aktardığı çok güzel bir örnek var: ABD 20. yüzyılın başlarında, uzayı hatırlatan oyuncaklar piyasaya sürerken; ülkemizde zilli oyuncaklar , çocuklar sussun diye alınıyordu. Şimdi kim neyi hayal etti ve biletini ne yönde kullandı? Bunun üzerine düşünebilirsiniz.

www.istanbuloyuncakmuzesi.com

Reklamlar
ZEYNEP GÜÇLÜTEN

ZEYNEP GÜÇLÜTEN

Karşılaştığım hayat dolu ve birbirinden güzel şapkaların tasarımcısı Zeynep Güçlüten, tasarladığım ”Yolda Olanlar” röportaj serisinde 7.konuğum oldu. Aslında master dersimin final çalışması için kendisiyle görüşmeye gitmiştim. Anlattıklarından etkilenince Yolda Olan birini daha buldum ve sizinle hemen paylaşmak istedim. Şapka yapmaya nasıl başladığını ve hayatıyla ilgili konuştuk. Her röportajımda olduğu gibi Serbest Köşe’de bir gelecek haritası çıkardık.

10299520_784410741578780_4037749048413180555_n

-SOHBET-

      Son dönemde şirketler de kişiye özel olmak için büyük çalışmalar yapmaya başladı. Modernliğin simgesi olan         şapkalara kişiye özel farklı yorumlar getiriyorsunuz. Şapka yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Yaklaşık 4 senedir şapka tasarlıyorum.  Daha öncesinde tekstil ve deri sektöründe kadın giyim üzerine çalışıyordum. Şapka tasarlamak bir arkadaş sohbetinde ortaya çıktı. Beni çok heyecanlandıran, sınırlarımı genişleten bir araç oldu. Araç diyorum çünkü üretmek bir yerde süzgecimde kalan şeyleri dışa vurmak benim için. Somut bir şeye ihtiyacım vardı. Şapka, kendimi ifade edebileceğim bir obje oldu.

      Yaratıcılık gerektiren bir hobi işiniz var. Siz yaratıcılığı nasıl tanımlarsınız?

Dış etkenler, iç etkenler, geçmişten, bugünden izler, gelecek hayalleri… Bunların hepsi herkeste olan kavramlar. Yaratıcılık bu noktadan sonra devreye giriyor. Tüm bu kavramlar sende bir dışa vurma isteği yaratıyor mu? İşte o istek yaratıcılık…

DSC07675

SERBEST KÖŞE:

İstediğimiz olumlu gelecekte yaşamanın yolu onu tasarlamaktır. Bir konuda gelecek haritası çıkarmanızı istesem aşağıdaki dört soru ışığında kısaca bize neyi anlatmak isterdiniz?

Konu ne?

Farkındalık

Konu çerçevesinde, ne değişiyor?

Bilginin kolay ulaşıldığı ve bilgi akışının son derece hızlı olduğu bir dönemde yaşıyoruz. “Son derece” sözün gelişi… Daha da hızlanacağına eminim.  Bu kadar çok ve hızlı bilgi farkındalığımızı düşürüyor. Fark etsek bile harekete geçme kabiliyetimizi düşürüyor.

Neden önemli?

Doğru veya yanlış olan herhangi bir şeyin farkında olmak ilerlemek veya durup sorunu çözmek için en önemli adım diye düşünüyorum. Dijital yaşamın fazlası bu yönümüzü baltalıyor. Dışarıda gerçek bir hayat var. Aslında gerçek paylaşım dışarıda… Özellikle bir şey üretiyorsanız; her ne olursa olsun; yavaşlayıp etrafına bir bakmak gerekiyor. Bir şeylerin sende iz bırakmasına izin vermen gerekiyor.

Nasıl olmalı?

Duyarlı olmalı, bazen baktığın pencereyi değiştirmeli, “İlk önce, acaba burada neyi eleştirebilirim diye değil, ne anlatmak istemiş olabilir?” diyebilmeli, günümüzde en zor şey olabilir ama birine veya bir şeye zaman tanımalı. Biraz yavaşlamalı

 

426871_379203898766135_1837272426_n

KISA KISA-

  • Hayatınızda en son, ilk defa yaptığınız şey neydi?

-İlk defa gondol’a bindim

  • Bir slogan, özlü söz veya motto’nuz var mı? nedir?

-Hayat bir gündür, o da bugündür

  • Geçmişle ile ilgili sizi etkileyen kitap ve film var mı bize önerebileceğiniz?

-Film: İngiliz Hasta – Anthony Minghella

-Kitap: Füreya – Ayşe Kulin

  • Girişimci dediğimde aklınıza ilk gelen kimdir?

-Nasuh Mahruki

  • Bazı basit soruların cevapları çok zordur, sizin basit sorunuz nedir?

-Mutluluğun resmini yapabilir misin?

  • Hatırladığınız ilk hayaliniz neydi?

-Bahçeli ahşap bir evde yaşamak istiyordum. Henüz gerçekleşmedi.

554906_471082742911583_289319876_n

  • Einstein ‘herhangi bir özel yeteneğim yok sadece tutkulu bir meraklıyım’ demiş. Sizin tutkunuz nedir?

-Yeni ve Yenilik

  • Hangi çizgi film karakterisiniz?

-Hiçbir çizgi film karakteriyle kendimi özdeşleştiremiyorum J

  • ‘eğer…’ le başlayan bir cümle kursanız, yaratıcılığımızı ateşlemek için ne söylerdiniz?

-Eğer daha özgür olsaydık..

  • Değişim, gelecek ve geçmiş gibi kavramları temsil eden şeyler nelerdir?

-Değişim=Su

-Gelecek=Işık

-Geçmiş=Saat

DSC07748

Ayrıca bu röportajı slideshare üzerinden de okuyabilirsiniz.

Zeynep GÜÇLÜTEN Hakkında:

Fatih CETİZ Hakkında:

 

Bu Pusula Senin!

Bu Pusula Senin!

Hepimizin sürekli hayatta yönümüzü bulmak için kullandığımız araçlar vardır. Bunlardan birisi pusula olsa ve dört ana yönü Gelecek, Geçmiş, Hayal ve Dizayn olarak kararlaştırsak..ne düşünürdünüz? Bu pusulayı daha da netleştirmek için çizdim, resmi dikkatlice inceleyip hayata bir de bu pusulayla bakmanızı istiyorum. Eminim herkesin göreceği farklı şeyler vardır. Bu pusulanın diğerlerinden farkı ülkelere ve bulundukları konuma göre yapımı değişmez herkes için aynıdır.

Hepimizin bildiği gibi manyetik kuzey, gerçek kuzeyden birkaç dereceyle farklıdır ve bence geleceği gösterir. Bu pusula çizimine farklı bir açıdan bakarsak geçmişle gelecek arasındaki dayanılmaz çekiciliği, hayal ve tasarlamak arasındaki bağlantıyı daha da netleştirebiliriz.  Geçmişten geleceğe retrospeksiyon yaparız, hayal yönünden dizayn yönüne ise bir yaratım sürecini görebiliriz. Ara yönlerse bize hep yardımcı bilgilerdir, geçmiş hayaller ve tasarımlar uğramak istediğimiz limanlar olabilir.

Pusulanızı alın ve nereye istiyorsanız o yöne doğru gidin, hayat zaten bir yolculuk değil midir?

Özgür düşüncelere yer çekimsiz alanlar yaratmayı unutmayın!

DSC07725

Rana ÖZSEKER

Rana ÖZSEKER

Tasarladığım ‘’Yolda Olanlar’’ röportaj serisinin amacı geçmiş, bugün ve geleceğin farkında olmaktır. Bu seriyle Girişimcileri ve Fütüristleri daha fazla bilgilendirmek istedim.

Sn.Rana ÖZŞEKER tasarladığım ‘’Yolda Olanlar’’ serisinin üçüncü konuğuydu. Bu keyifli sohbeti size kelimelerle anlatmak biraz zor olacak. Röportaj sırasında orda olmanızı çok isterdim. Değişim Yönetimi üzerine çalışan Rana Hanım aynı zamanda X kuşağından başarılı bir girişimci.

Ayrıca sevgili Seray NASIRLI’ya desteklerinden dolayı çok teşekkür ederim. Ve sizi röportajımız la baş başa bırakıyorum.

  • Trendler, yeni gelişmeler, sistemler bizi bir kalıbın içinde düşünmeye zorluyor. Kutunun dışında düşünmek için neler yapmalıyız? Yaratıcı düşünme için önerileriniz nelerdir?

“Gelecekte şu şekilde olacak.” söylemini kullandığınızda, insanlara bir şeyleri empoze etmeye başlıyorsunuz, sınırlar koyuyorsunuz, insanlar ister istemez gelecekte olacak şeylere göre yönlenmeye başlıyorlar. Bunun örneğini eğitim dünyasında da görüyoruz. Örneğin, Türkiye’de Endüstri  Mühendisliği Bölümü ile ilgili talep de bu şekilde başlayan bir akım. Trendler insanların neyi tercih ettiği ile alakalıdır.

Biz her zaman bugünü ölçebiliyoruz, bugünün şartları ile yarını değerlendiriyoruz. İlk sormanız gereken bugünkü şartlar değiştiğinde bu trendler nasıl olacak(?). Bunu yaparsanız kutunun dışına çıkmaya başladınız demektir. Yaratıcılığı tetikleyen şeyin sorular olduğuna inanıyorum. Doğru soru sormayı öğrenmek gerekir.

Şu an hepimizin yapmaya çalıştığı şey cevaplar bulmak, trendler cevaplar aslında. Soruları ön plana almalı. Bence sorular sizi sınırlandırmaz yönlendirir. Eğer bir trend, gelecekte ünvanların önemli olmadığını söylüyorsa ve siz ya değilse, ya birisi bir yerde yanılmışsa diye düşünüyorsanız muhtemelen doğru yoldasınız. Hayatın her alanına 5 yaşındaki bir çocuğun merakıyla, şaşkınlığıyla ve  hayranlığıyla yaklaşıyorsanız, yaratıcılık da bununla başlayacaktır.

  • Şirketler veya bireyler danışmanlık aldıktan sonra, hızla eski monotonlukları-na dönebiliyorlar. Bunu önlemek için neler yapılabilir?

Önemli bir soru. “Biz danışmanlık alıyoruz, parasını veriyoruz ama pek de faydasını görmüyoruz.” diyen kişiler, kurumlar olabiliyor. Buradaki yaklaşım hatası danışmanların sadece bilgi vermeye odaklanması. İnsanlara sadece bilgi verirseniz alır ve bilgiyi depolarlar. Bilmek, bilgi sahibi olmaksa her zaman yapmak anlamına gelmez.

Bu konuyla ilgili Sindrella Masalı iyi bir metafor olarak kullanılabilir. Nasıl ki Sindrella gece 12’de Külkedisi’ne dönüyorsa, bizlerin de saf bilgiyle ve davranış değişikliğine yol açmadan attığımız adımların geriye dönüşü kaçınılmazdır. Davranış değişikliği olmayınca insanlar değişimi sürekli kılmakta zorlanırlar. Değişim için yola çıktıktan sonra eski hale dönmek istemiyorsanız değişim kültürüne inanmalısınız.

  • Harvard Business Review-HBR Dergisi Ekim Sayısı’na göre danışmanları zor bir dönem bekliyor. Büyükler içindeki danışmanlık şirketleri online uygulamalarla danışmanlık vermeye başlıyor. Harici hukuk bürolarının ya da şirketlerinin başına gelen değişim, danışmanlar için de geçerli olur mu?

Bu konuda hukuk bürolarındaki değişimle danışmanlık-eğitim hizmeti veren firmalarda oluşabilecek değişimin farklı sonuçları olabileceğini düşünyorum. Şirketler doğal olarak belli hizmetleri kendi içlerine çekmek istiyorlar. Bunun en yaygın örneğini eğitim alanında görüyoruz. Pek çok şirket kendi akademisini kuruyor, iç eğitmenini yaratıyor. Maliyet düşüşünün hedeflendiğini düşünerek doğru bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Bununla birlikte iç eğitmenler bulundukları ortamın bakış açısını sahipleniyorlar ve bunu içselleştiriyorlar. Eğitim verdikleri kişilere de bu bakış açısını geçiriyorlar.  Ve bu dış eğitmenlerle yakaladığınız farklı ve zengin bakış açılarından bazen sizi mahrum bırakabiliyor. 20 farklı eğitmenden bu hizmeti aldığınızda daha zengin bir deneyim hazinesi oluşturuyorsunuz.

Bir süreç değişiminde dışarıdan danışmanlık alınmasında fayda oluyor çünkü danışmanlar daha fazla vak’ayla karşılaşıyorlar ve geniş bir çerçeveden bakabiliyorlar. Buradaki değişimin şirketlerin danışman firma profili tarafında yaşanabileceğini, daha ‘’tailor made (kuruma-duruma özel yaratılan)’’ hizmtlerin ve bunu sağlayan butik danışmanlık şirketlerinin öne çıkabileceğine inanıyorum. Kuruma, kişilere özel yapılan işler daha çok ön plana çıkacak gibi duruyor.

  • Fütürist Girişimciler için tavsiyeleriniz nelerdir?

“Girişimciliğin Gelecekçi Olması” ne demektir(?) önce bunu değerlendirmek gerek. “Geleceğe bakıyorum ve gelecek benim için önemli” mantığıyla hareket edip, geçmişten öğrenmeden ilerlemek isterseniz, geleceği çok iyi yönlendiremeyebilirsiniz. Eğer geleceği tasarlamak istiyorsam bugün doğru kararlar vermeliyim.

Öte yandan fütürizm ile kastınız daha teknoloji odaklı olmaksa; unutmamamız gereken temel unsur; ‘insan’. İnsanların tercihleri, insanların algıları teknoloji söz konusu olsa da ön planda olmalı. İnsanların robotlaştırılmasından bahsederken bile ana özne olarak yine insana ihtiyaç var. Olaylara bütün bakabilmek önemli, ister fütürist olun, ister bugüne odaklanıyorum deyin, isterseniz geçmişi yaşatacak bir şey yapmak istiyorum deyin bütünsel bakabilmek gerekiyor ve girişimci açısından başarıyı da bu getiriyor.

  • Başarıdan mı daha çok ders alınır, başarısızlıktan mı? Başarısızlık için sizin tanımınız nedir?

SW3. “Some Will, Some Won’t, So What?!… Kimi Yapar, Kimi Yapamaz, Peki?!…”

Başaramamak, sonuca ilk denemelerde varamamak insanları denemekten alıkoymamalı. Çocuk yürümeyi deniyor ve düşüyor, ancak bu çocuğun başarısız olduğunu göstermez. Benim için başarısızlık; alacağınız riski hesaplamamış olmanızdır. Sadece hayalle ve evren nasılsa istediğimi verir mantığıyla hareket ettiğinizde bir şey eksik kalıyor. Kontrolünüz dışında bir engelle karşılaştığınızda onunla başa çıkabilmeniz için hazırlıklı olmanız gerekiyor. Başarısızlık başınıza gelen sorunlar değildir. Bulunduğunuz şartlarda bu sorunlarla nasıl başa çıktığınız belirleyicidir.

  • Hayatımızın veya şirketimizin geleceğini tasarlamak istediğimizde nereden başlamalıyız?

İlk nokta nerede olduğunu iyi analiz etmektir. Değişim varmak istediğimiz yer ve oraya ulaşmakla analiz edilse de o an nerede olduğumuz ve yolculuk belirleyicidir. İzmir’e Ankara’dan ve İstanbul’dan yola çıkan iki kişinin elbette yolculukları ve yolda yaşayacakları değişim, varacakları yer aynı olsa da, farklı olacaktır. Aslında ihtiyacımız olan; nerede olduğumuz, nereye gitmek istediğimiz ve nihayetinde yöntemi belirlemektir. Yöntem; en kolay değişebilecek şeydir, o yolda yürürken, o hareket planını uygularken hazır olmakla alakalıdır.

SERBEST KÖŞE:

İstediğimiz olumlu gelecekte yaşamanın yolu onu tasarlamaktır. Bir konuda gelecek haritası çıkarmanızı istesem aşağıdaki dört soru ışığında kısaca bize neyi işaret etmek isterdiniz?

  • Konu?

Liderlik

  • Ne değişiyor?

Liderlik daha paylaşılabilir oluyor. Son dönemde yaşanan olayları (gezi, occupy) incelediğinizde standart bir lider tipolojisi yok, kitleler birlikte hareket ediyorlar, birlikte kararlar veriyorlar. Dan Topscott’ın güzel bir sözü var; ‘’Gelecekte lider olmayacak, liderlik olacak.’’.  Bu söze çok inanıyorum, kabilesel liderliğin önem kazanacağına inanıyorum. Otokratik, sert, güç odaklı liderler yerlerini birlikte karar veren küçük insan topluluklarına bırakacak. Ailede tek bir reis olmayacak. Eskiden nereye gidileceğine, nasıl gidileceğine baba, bazı konularda anne karar verirdi. Son zamanlarda değişimler görüyoruz, baktığınızda hep beraber kararlar alınıyor.

  • Neden önemli?

İnsanların hareket kabiliyetlerini etkileyecek bir şey. İnsanların omuzlarına daha fazla sorumluluk binecek. Şu anda’liderin istediğini uyguluyorum’ mantığı var o sebeple de sorumluluk almıyoruz davranışlarımızdan dolayı.  Gelecekte ‘paylaşılan liderlikle’ sonuçlar üzerindeki sorumluluk ortak olacak. Bence bu insanları büyütecek, kişilerin diğer insanların hayatını etkileyecek konularda daha dikkatli kararlar almasını sağlayacak.

  • Nasıl olmalı?

Nesillerle ve onları nasıl yetiştirildiğinizle ilgili. Birlikte hareket etmeye başlayan bir Z kuşağı var, teknoloji de destek veriyor bu olguya. Daha bilinçli, karakterlerinden ödün vermeden karar mekanizmalarına daha katkıda bulunabilir olmaları sağlanabilir.

KISA KISA:

  • Hayatınızda en son, ilk defa yaptığınız şey neydi?

Zeytin Hasatı’nda bulunup doğayı farklı bir açıdan yaşamak.

  • Bir slogan, özlü söz veya motto’nuz var mı? nedir?

Sırtımızı geçmişe dayayıp, yüzümüzü geleceğe dönerek bugünün kararlarını almak gerek.

  • Fütürist olduğunu düşündüğünüz kimler var?

Jules Verne, Dan Tapscott, Michio Kaku.

  • Gelecek ile ilgili sizi etkileyen kitap-film-söz var mı?

Dünyanın Merkezine Seyahat,  Physics of The Future, V for Vendetta (Filmlerin genel olarak hayal gücünü sınırladığını düşünüyorum, kitap okurken herkes sizin dünyanızın oyuncusu oluyor).

  • Girişimci dediğimde aklınıza ilk gelen kimdir?

Richard Branson ve Steve Jobs (önemli olan iki kriter; bir şeyi keşiften çok onu kullanılabilir şekillerde geliştirmek ve girişimini hayatının her alanında yaşıyor olmak).

  •  Bazı basit soruların cevapları çok zordur, sizin basit sorunuz nedir?

Gerçekten ne istiyorsun?

  • İlk hayaliniz neydi? Gerçekleştirdiniz mi?

Ben 5-6 yaşlarındayken, babam müfettişti, Kilis’te bir köyde benzin almak için durduk. Yabancı olduğumuz için çocuklar ve büyükler etrafımızı çevirdiler. Emziğini çıkarınca ağlayan bir bebeğim vardı, bende çocuklar gelince emziği çıkardım ‘şeytan’ demeye başladılar. O zaman anneme demiştim büyüyünce bu bebekten alacağım bu köye geleceğim ve çocukların bundan korkmaması gerektiğini anlatacağım. Bu hayali, yıllar sonra o bölgelere projeler için gittiğimde farklı bir şekilde ve manevi olarak gerçekleştirdiğimi söyleyebilirimJ

  • Einstein ‘herhangi bir özel yeteneğim yok sadece tutkulu bir meraklıyım’ demiş. Sizin tutkunuz nedir?

Öğrenmek

  • Hangi çizgi film karakterisiniz, neden?

Vikingler’de Vicky. Pratik çözümler bulduğu için.

  • ‘eğer…’ le başlayan bir cümle kursanız, yaratıcılığımızı ateşlemek için ne söylerdiniz?

Eğer hiçbir sınırınız olmasaydı ne başarmak isterdiniz?

  • Herkesin DNA’sına eklenmesi gereken kod nedir?

Herkes olduğu gibi mükemmel aslında, bir şey eklenmesi gerekmez. “Farklı olmanın yolu, kendin olmaktan geçer.” R.Ö.

BİTTİ 🙂 Başka bir röportajda görüşmek üzere 🙂

Ayrıca bu röportajı slideshare üzerinden de okuyabilirsiniz.

rana_ozseker

Rana ÖZŞEKER Hakkında:

http://www.rna-tr.com/cvranaozseker/

https://twitter.com/RanaOzseker

Limitsiz Olma Tutkusu

Limitsiz Olma Tutkusu

Kişi sınırlarını kendi yaratır, hep buna inanmışımdır. Bir şey hakkında yapamam dediğiniz an, üretmeyi ve akıl yürütmeyi durdurdunuz demektir. Arabayı stop ettirmek buna en güzel örnek sanırım. Sevgili Mümin Sekman’ın Limit Sizsiniz kitabından altını çizdiğim, not aldığım yerleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

  • Sürekli işini iyi yapmaya çalışan, başardığı her işten sonra bir beden büyük iş başarmayı deneyen, söylenme değil sonuç üreten. Gerçek başarılılar ‘baş’ olmak için ‘arı’ gibi çalışanlardır.
  • Her şey sınırlarını zorlamakla başlamıştır. Hayal ettiğinden fazlasını hayatında görmekle devam etmiştir.
  • Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir, sözü ilk defa bu hayal katilleri için söylenmiş olmalıdır
  • Güçlü tutkular, insanı aceleci yapar! Tutkuluların en son öğrendikleri başarı dersi, sabırla beklemektir!
  • Tutku ve cesaretin gücünün çoğu kez donanımın eksikliklerini kapatmasıdır
  • Hiç düşmemek değil, düştüğü yerde kalmamak insanı büyütür
  • Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin. Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin. Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
  • Başarı sağlığa, başarısızlık hastalığa benzer; hastalık kendiliğinden bulaşır ama sağlık bulaşmaz!
  • Başarmak, dış ve iç engelleyicilere rağmen son-uç’a gitmektir!
  • Başarmak sonuç almaktır, başarı skor tabelasında yazandır. Başarmak sonuç almak ise, başaramamak söylenmektir.
  • Başarı sonuç alır, sevinir ve susar. Başarısızlık sonuç alamaz ve suçlar, söylenir, sızlanır, sinirlenir, sıkıntı yaratır. Yerinde sayanlar yürüyenlerden daha çok ses çıkarır
  • Kendi kanatlarıyla uçabiliyordur. Hem de uçmak istediği yere, uçmak istediği kadar. Limiti kendisidir artık.

6 Ocak pazartesi sabahında sizde bu kitaba kulak verin ve yeni ufuklara yelken açın. Yapabileceklerimizin limiti yoktur o yüzden denemekten vazgeçmeyin.

Köşe Yazılarım

Köşe Yazılarım

Son dönemde yazdığım köşe yazılarına linklerden ulaşabilirsiniz.

Melekler ve Girişimciler

Gelecekçi bir bakış açısına sahibim. Bu şekilde yaşamanın, bireyleri ve toplumları uluslararası alanda öne geçirdiğini, hepimiz gözlemleyebiliyoruz. Geçmişi düşünün ve bugün hayatımızda kullandığımız şeyleri, gittiğimiz yerleri inceleyin; son 10 yıldaki değişimi hemen anlayacaksınız. Facebook’la bilgi üretiyoruz; Google’la dataları yönetiyoruz; aplikasyonlarla hayatımızı kolaylaştırıyoruz; Starbucks’ta çalışıyoruz. Devamı.. http://www.gazetefatih.com/melekler-ve-girisimciler-510m.htm

Düşünmek İstiyor Musunuz?

Beyninizin kıvrımlarında gezinin!  Yaşadığımız yüzyılın en önemli parçası “düşünmek” ama biraz da “farklı düşünmek”. Malumunuz, anlam çağında yaşıyoruz. Tarihte, bugünde ya da gelecekte düşünen, üreten insanlar, destek görüp büyük değişimler olmasını sağlayabilirler ya da talihsiz bir şekilde dönemin şartlarının sönüp gitmesine neden olabilirler. Devamı.. http://www.gazetefatih.com/dusunmek-istiyor-musunuz-423m.htm

Gelecekten Biletiniz Var!

Hayaller dünyasına tek kişilik bir biletiniz olsa nereye gitmeyi tercih ederdiniz? Postanızı kontrol etmenizi öneririm. Kim bilir belki elinizin altındadır, görmüyorsunuzdur. Devamı.. http://www.gazetefatih.com/gelecekten-biletiniz-var-215m.htm

MarsOne

MarsOne

Ünlü fütürist yazar Jules Verne’nin hayali gerçek oluyor. Dünya’dan Ay’a kitabını okuyanlar bilir, Ay’a gitmek için tüm dünya çapında bir çalışma yapılır ve her ülkeden bağış toplanır. Toplanılan bağışlarla devasa bir araç üretilir ve seçilen kişiler dünya dışına başka bir gezegene gönderilir. Günümüzün projesi ise insanlığın dünya dışında yaşanabilir olduğuna inandığı kızıl gezegen Mars’a gitmek. MarsOne vakfı bu amaçla 2011 yılında kurulmuş.

Mars One vakfı kar amacı gütmeyen bir organizasyon. Türkiye İnovasyon Haftası için ülkemize gelen Prof.Dr.Gerardus’t Hooft, MarsOne proje elçisi olarak dünya dışı yaşamın nasıl gerçek olacağını anlattı. Kısaca söylemek gerekirse 2023 yılında ilk ekip Mars’a iniş yapacak, söylemesi bile heyecan verici. En etkileyici tarafı ise biletin tek yön olması. İlk gidecek ekip başvuruları ise 31 Ağustos tarihinde sona ermiş. Fakat üzülmeyin sonrasında gidecek ekipler için yeni başvurular açılacak.

Bu proje hayallerin sınırının olmadığını gösteriyor ve aslında yapabileceklerimiz sınırsız.

Başka bir yönden bakarsak; 2012 verilerine göre internet kullanımı penetrasyonu dünya popülasyonuna göre%34. Bu veri gösteriyor ki dünya nüfusunun büyük bir bölümü bilgi-sibernasyon çağına geçememiş. Dünya nüfusunun kalabalıklığı teknolojik gelişmelerle paralel değil. Geleceğini tasarlayan ülkelerle diğer ülkeler arasındaki fark gün geçtikçe büyüyor. Dinamik bir ülke olarak geleceği tasarlamanın önemini anlamalı, hızla hayatımıza geçirmeliyiz.

Mars One proje detaylarına linkten ulaşabilrsiniz. http://www.mars-one.com/en/