Sanat Manifestoları 1909 vs 1918 Karşılaştırma

Sanat Manifestoları 1909 vs 1918 Karşılaştırma

GİRİŞ

İtalyan şair Filippo Tommaso Marinetti‘nin yayınladığı Fütürizm Manifestosu ve Tristan Zara’nın yayınladığı Dada Manifestosu bu çalışmanın iki ana karşıt kaynağını oluşturur.

Manifestolar performans sanatının bir parçası olarak ele alınabilir. Birçok manifesto yayınlanarak değil okunarak kamuya sunulmuştur. Bu haliyle ‘’eylem’’ içerir(performanstır). Sadece seçilen mekânda ve orada bulunan kişilere ilk ve son defa gerçekleştirildiği için de tamamen kendine has özellikler içeren performanslar olarak görebiliriz manifestoları. Kolektif bir hareket olmadan ‘’biz’’ diyerek söz söyleyen manifesto anlamsızlaşır. Manifestoda öne sürülen maddeleri destekleyecek ve arzulanan değişimi gerçekleştirecek sanatsal işleri ortaya koyamazsa bu tür metinler veya performanslar manifesto niteliğini yitirmeye mahkûmdur.  Manifestolarla birlikte özneleri olan ‘biz’ de parçalanmaya başlayacaktır. Manifestoların işlevselliği de eleştirilerle ortaya konur. Bütün bunlardan dolayı, manifesto verimlerinin değerlendirilmesi gereklidir. Burada sadece Manifesto başlıklı yazılardan söz etmek doğru olmaz; bazı resimler, heykeller ve çağdaş sanat eserleri de birer manifesto olarak okunabilir, incelenebilir. Sanat manifestolarının sunuşu ise ‘’1909 Fütürist Manifesto’’ ile başlar.

Manifestolar bir başka açıdan bakıldığında, altında imzası bulunan sanatçıların benimsedikleri anlayışın teorisini ortaya koyan metinlerdir. Bu metinler, bir grubun ortak görüşlerinin dışavurumu ve kendini kabul ettirme sürecinin başlangıcıdır. Manifestolar birleştirici bir işlev görmelerinin yanında, bir farklılaşmanın, kendi çizgisini diğer oluşumlardan ayırmanın da ifadesidir. Sanat manifestoları genel olarak kendinden önce gelen kuralları yıkmak, daha da özgür olmak veya DADA manifestosunda olduğu gibi tamamen sanata karşı hareketler de içerebilir.

Akımların sistemleştirildiği metinler olarak 19. yüzyılda Batı’da ortaya çıkan manifestolar, bizde daha çok edebiyat dergileri etrafında gelişmiştir. Türkiye tarihinde güçlü bir sanat manifestosuna rastlanmaz. Türk edebiyatının; sanatı hayata yaklaştırma, estetik dairesine çekme, gerçeklik düzleminde sorgulama, işlevsel kılma bağlamında çeşitli yönelimler gösteren manifestolar üretilmiştir. Fakat söylemindeki ‘’biz’’ etrafında yeterli üretim yapılamadığı için çok güçlü etkileri hissedilememiştir.

SANAT MANİFESTOLARI

Sanat manifestoları 20.yy da sanatın en sahici belgeleri olarak incelenme sebebidir. Manifestolara başvurmadan modernizm ve avangard’ı tartışmak doğru olmaz. Çağdaş sanatın bilinçaltının dışa vurumu olarak ele alabiliriz sanat manifestolarını. Manifestolar, başta felsefe, politika ve toplum olmak üzere sanatın ötesinde de çok güçlü etkilere sahiptir.

Manifestoyu biz ilk defa Fransız Devriminde görüyoruz. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik gibi ilkeler bu devrimci hamlelerin şiiri oluyor. Komünistler, anarşistler, feministler, liberterler, cumhuriyetçiler! Ve kendi hayallerinin iktidarını talep edenler bunu manifestolarıyla duyurmuşlardır.

1871 Devrimi ertesinde iki ay kadar iktidarda kalacak olan komünist ve anarşistler Paris Komünü’nü ilan ederler. Gerçekçilik akımının öncüsü Courbet kültürün ve sanatın başına getirilir. İlk işi Napoleon’un heykelinin yer aldığı imparatorluk simgesi Vendome Sütunu’nun yıkılması için yapılan eylemi örgütlemektir. Bu hadise sanat ile devrim arasındaki sembolik bağın, sanatın gücüne duyulan güvenin bir göstergesidir. Önceden teokrasinin ve aristokrasinin hizmetinde olan sanat, ‘’toplum’’un keşfedildiği modern çağda artık onun hizmetine girmiştir. Toplumsal ayaklanmaların ve onların edebiyatını oluşturan manifestoların umudu sanat olmuştur.

Ütopyaları incelemeden manifestolardan söz etmek yeterli olmaz. Manifestoların kaynağı ütopyalardır. Sözlük anlamında ütopya: gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce olarak tanımlanır. Bu açıdan bakıldığında arzu edilen toplum, yaşam, siyaset, sanat veya konu ne olursa olsun hep ideal olan talep edilmiştir tıpkı manifestolardaki gibi. Her manifesto etrafında toplanan grup için gelecek idealidir ve ütopiktir. Örneğin; Fütürist Manifesto savaşı bir temizlik aracı olarak görür ama ortak akıl bunu hiçbir zaman kabul etmez.

Sanatın büyük toplumsal dönüşümlerdeki öncülüğü üzerinde en fazla duranlar Saint Simon(1760-1825), Fourier(1772-1832), William Morris(1834-1896) gibi romantiklerin sosyalist ütopyalarıdır. Saint Simon-Organik Toplum adlı ütopik eserinde Sanat ile Sanayinin kaynaştığı toplumu hayal eder. Fourier’in hayalî toplumunda ise, toplumsal formlarla, estetik formlar özdeş olmalı ve örtüşmelidir. Böylelikle estetik ve toplumsal armoninin yaratıcısı olan sanatçı, Tanrı mertebesine getirilir. William Morris- ‘’hiçbir yerden haberler‘’ eseri ile sanayiye karşı sanatı ve zanaatı savunur. Diğer romantikler gibi Gotik Mimarlığa hayrandır. Endüstriyel toplum düşmanı olmasına rağmen estetiği makineleştiren, sanatı endüstrileştiren rasyonalist avangardın manifestolarında referans olarak verilir.

19.yy ütopyalarının temelindeki sanat-sanayi diyalektiği, 20.yy avangardının iki kampa bölünmesinde kendini gösterdi. Bir kısım akla(konstrüktivist), diğeri hayal gücüne öncelik verir.

Manifestoların modernliğe, aydınlanmaya, kısaca burjuva beğenisinin bayalığına meydan okuyan, devrimci, ütopyacı ruhunun kaynağında romantizm vardır.

Sanat manifestoları yoğun olarak Birinci Dünya Savaşı ertesinde ortaya çıkar. Manifesto çığırını açan metnin savaştan önce 20 Şubat 1909’da Paris Le Figaro gazetesinde yayınlanan ‘’Fütürist Manifesto’’ olduğu varsayılır. Fütüristlerden önce hareketlerini bir manifesto ile duyuranlar ise Sembolistlerdir. Jean Moreas’ın yazdığı ‘’Sembolist Manifesto’’ 1886’da yayınlanır. Marinetti’nin de başta bir sembolist şair olduğu ve modernist edebiyatın Baudelaire, Flaubert gibi kurucularının sembolizm’le olan ilişkileri hatırlanırsa bu akımın manifesto formuna damga vurduğu söylenebilir. Gerçekten de sembolizmin imgeselliği, gerçeklikle meselesi ve sözcükleri anlamlarından kurtarıp özgürleştirmesi, manifesto formunda etkili olmuştur.

AVANGARD MANİFESTOLARIN ORTAK TEMALARI

Bu öncü sanat manifestolarını oluşturan temalar altı ana unsur etrafında toplanır.

  • Ütopya/Devrim
  • Şiddet
  • İntihar
  • Nihilizm
  • Arzu/Erotizm
  • Kamu Karşıtlığı

Ütopya/Devrim

Komünizm hayalini 19.yy modern siyasetine sokan başlıca mecra, ütopya edebiyatıdır. Gerek antik ütopyalar (Platon-Devlet) (Hippodamus-Kominal Kent), gerekse modern ütopyalar(Thomas More-Ütopya-1516) birtakım komünal cemaatler hayal ederler. Ütopya ‘’umut ilkesine’’ bağlıdır. İnsanların bir mucize, bir alt üst oluş sayesinde özgürlüklerine kavuşacağı ümidi yayılır, böylece hayat sanata dönüşecektir. 1918 Kasım devrimi sırasında Almanya’da ekspresyonistler ve 1968 Paris işgallerinde sitüasyonistler, sovyetlerin kurulmasına önayak olurlar.

Şiddet

Avangard sanatın son mirasçısı sayılan sitüasyonistlerin önderi Guy Debord ‘’yıkıcılığın estetiğidir’’.  Avangard manifestolardaki çağrılar yıkım ve şiddeti estetik olarak görürler. Sürrealizmin Politik Pozisyonu başlıklı manifestosunda Breton şiddet üzerinde durur ve şiddetin sanatın enerjisi olduğunu açıklar. Stockhausen ‘e göre ikiz kulelere düzenlenen saldırı bir performanstır ve bütün kozmosun en muhteşem sanat eseridir. Paul Virilio ise Sanatın Kazası adlı kitabında ikiz kule saldırıları için ‘’teknolojinin, kazanın ve sanatın’’ birleştiğini yazar.

İntihar

İntihar, avangardın soluduğu havayı üreten metropolün, onun cehenneminin bir sonucudur. Dada ve sürrealizm nezdinde intihar, açık ya da gizli, onların birçok manifestosuna sinmiş olan nihilizmin bir yansımasıdır. Nihilizm sanatın varlığı kadar, sanatçının varlığını da sorunsallaştırır. Bunu en iyi açıklayan Tristan Tzara ile Andre Breton’u etkileyen dört arkadaşlarının intiharıdır.

Bu dört arkadaşlarından biri Arthur Cravan(1887-1918) Maintenant dergisi onun bir tür manifestosudur ve savaş sonrasında yayınlanacak Dada dergilerinin ve manifestolarının öncüsü sayılır. Julien Torma(1902-1933) Patafizikçidir. Metafiziğin ötesine geçen bilimler bilimi olarak adlandırılır. Modernlik yergisidir. Makinelerle uğraşmalarından dolayı Duchamp, Picabia, Ernst gibi sanatçılarda patafizikçidir. Bilimle ve sanayiyle alay ederler. Jacques Vache(1895-1919)Cravan gibi kendisini ve başkalarını çevresine sürekli farklı kimliklerle tanıtır.

Nihilizm

‘’DADA hiçbir anlam taşımaz’’ veya ‘’DADA hiçlik anlamına gelir ‘’ Tzara’nın 1918 Dada Manifestosu bu hiçliği vurgular.

Arzu/Erotizm

Manifestolarının kilit kavramlarından biri ‘’arzu’’dur. Arzuların özgürlüğü, arzuların iktidarı her zaman ön plandadır. Bunun için Guy Debord ‘’arzularımızın eylemlere dönüştürülmesinden’’ bahseder. Arzular ihtiyaçlara indirgenmiş anlamından sökülmeli, düşünce ve eylemle özdeşleşmelidir. Sürrealist metinlerde de arzu, tutku ve aşkla kaynaşır. Ve insanı baştan çıkaran her şey gibi arzu da dişildir.

Kamu Karşıtlığı

Breton ikinci sürrealizm manifestosunda ‘’kamunun onayından veba gibi kaçılmasını’’ öngörür. Kamu, Tzara’nın 1918 manifestosunda ‘’nefret’’ ettiğini söylediği ‘’sağduyu’’nun ve avangardın boğuştuğu gerçekliğin temsilidir. Kamuyu hiçe sayınca, avangard manifestolar kime seslenebilir? Herkese, bütün insanlığa seslenir.

FÜTÜRİST MANİFESTO HAKKINDA

İtalya’da ve İtalya dışında yayınlanacak sayısız fütürist manifesto arasında muhakkak ki şair Marinetti’nin ‘’Fütürizm Kurucu Manifestosu’’nun yeri ayrıdır. O yalnızca fütürist hareketin değil, bütün sanat manifestolarının yolunu açan bir hamle sayılır. Ancak sahip olduğu bu önem, içeriğinden çok, edebi formundan, kışkırtıcı üslubundan ileri gelir. Modernliği ve onun türevleri olan hızı, endüstriyel üretimi, makineleri, reklamı; ayrıca savaşı ve kadın düşmanlığını yücelttiği için, romantizmden beslenen ve modernliği sorgulayan avangardla değil, rasyonalist avangardla bağlantılıdır.

DADA MANİFESTOSU HAKKINDA

1918 yılında Tristan Tzara tarafından DADA manifestosu yayımlanır.  Birinci dünya savaşı öncesinin ruhunu yansıtan fütürizmin, modernliğin savaşla yücelmesine ilişkin bir heyecan uyandırdığı söylenebilir. Savaş sonrasına ait DADA ise, savaşın dehşeti karşısında modernliğin, uygarlığın ve giderek sanatın iflasını ifade eder. DADA performansları Münih ve Berlin kafelerinde ekspresyonist çevrelerde başlar. Kuruculardan Hugo Ball ve Emmy Hennings çiftinin savaştan kaçarak Zürih’e yerleşmeleriyle ünlü Voltaire Kabaresi’ne taşınır. Daha önce Symbol grubunu kuran ve aynı adla bir dergi yayınlayan Tristan Tzara, 1915’te Bükreş’ten Zürih’e göçer ve Voltaire kabaresindeki DADA gösterilerine katılmaya başlar. İlk DADA manifestosu, Hugo Ball’un 1916 yılında Kabaresinde okuduğu ve kendi yazdığı manifestodur. Ancak, Tzara’nın yönetimindeki DADA dergisinin üçüncü sayısında yayınlanan 1918 Manifestosu hareketin ‘kurucu’bildirisi sayılır. Metinde yer alan çizimler Francis Picabia’ya aittir. Picabia DADA sanatçıları arasında en aykırı, nihilist ve en şiddetli ‘sanat düşmanı’ olanıdır. Zaten çevresinde en iyi anlaştığı kişi Arthur Cravan’dır. Kendisinin ilk Dadaist olduğunu savunur. Breton 1922 yılında yazdığı ‘’Dadadan Sonra’’ makalesinde gerçekten de Tzara’ya gelene kadar Dada’nın ilkelerinin en önce Picabia ve Duchamp tarafından belirlendiğini öne sürer. Sanatçının ‘’Yamyam Manifestosu’’yla aynı yıl okunan ‘’Dada Manifestosu’’nu Dada ruhunun ilk uyanışları kadar, Picabia’nın nihilizminin ve anti-art hırçınlığının belgesi saymak gerekir.

SONUÇ

Çalışmama konu olan iki ayrı manifesto yayınlandıkları dönemler açısından farklılık gösterir. Fütürist manifestonun birinci dünya savaşından önce taraftar toplaması, DADA manifestosunun da bu acı savaşın etkilerinden doğmuş olması tesadüf değildir. Savaşın yıkıcı etkisi yenidünyanın şekillenmesinde ve sanat hareketlerinde sanayi ve makineyle dalga geçen öncü Duchamp gibi çağdaş sanatçıları ortaya çıkarmıştır. Sanatın toplumu etkilediği kadar, toplumunun iç dinamiklerinin ve dönem insanlarının hayata bakış açıları da sanat hareketlerinin başlamasında etkileri olmuştur.

Birer performans olan bu manifestolar tehlike, cesaret, saldırganlık, hız, öfke, yıkım ve anarşizm ortak öğelerini oluşturmaktadır. DADA’ların Fütüristlerden ayrıldıkları iki önemli nokta; fütüristlerin şekilciliğine ve savaş yanlısı söylemlerine karşı olmalarıdır. İki manifesto da sanatsal ürünler ve toplum hareketleri açısından birçok ilki gerçekleştirmiştir. Yayınlanan ilk sanat manifestosu olan Fütürist Manifesto öncü sanat hareketlerini ve performans sanatını başlattığı gibi, döneminde dünyanın birçok yerinde bir çok farklı sanat alanında fütürist manifestoların yayınlanmasını sağlamıştır.

İki ayrı manifesto da çağdaş sanatın temellerini oluşturmaktadır. Sanatta özgürleşmenin, klasik sanat anlayışının karşısında durmak istemelerinin ve belli kalıplardan sanatı ve sanatçıyı kurtarmak istemeleri manifestoların ruhundaki devrimciliği şiddetli hale getirmiştir. Ancak bir devrimle herkes sanatçı olabilirdi ve bir zümreye ait olan bir etkinlik olmaktan çıkabilirdi. Şu an hepimizin farklı tanımladığı çağdaş sanat, manifestoların istediği özgürlüğü getirmiştir. Artık her şey sanat olabilir, belli kurallara ve tanımlara bağlı değildir.

KAYNAKÇA

  • Ali Artun, Sanat Manifestoları Avangard Sanat ve Direniş, İstanbul: İletişim, 2010
  • Lawrence Rainey, Christine Poggi, Laura Wittman, Futurism:an anthology, New Haven: Yale University Press, 2009
  • RoseLee Goldberg, Performance art: from futurism to the present, New York: Thames&Hudson, 2011
  • Julian Stallabrass, Sanat A.Ş. Çağdaş Sanat ve Biennaller, İstanbul: İletişim, 2013
  • Ali Artun, Nursu Örge, Çağdaş Sanat Nedir?, İstanbul: İletişim, 2014
  • George Monbiot, The age of consent: a manifestofor a new World order, İstanbul: 2006

22.05.2015

Reklamlar