Rana ÖZSEKER

Rana ÖZSEKER

Tasarladığım ‘’Yolda Olanlar’’ röportaj serisinin amacı geçmiş, bugün ve geleceğin farkında olmaktır. Bu seriyle Girişimcileri ve Fütüristleri daha fazla bilgilendirmek istedim.

Sn.Rana ÖZŞEKER tasarladığım ‘’Yolda Olanlar’’ serisinin üçüncü konuğuydu. Bu keyifli sohbeti size kelimelerle anlatmak biraz zor olacak. Röportaj sırasında orda olmanızı çok isterdim. Değişim Yönetimi üzerine çalışan Rana Hanım aynı zamanda X kuşağından başarılı bir girişimci.

Ayrıca sevgili Seray NASIRLI’ya desteklerinden dolayı çok teşekkür ederim. Ve sizi röportajımız la baş başa bırakıyorum.

  • Trendler, yeni gelişmeler, sistemler bizi bir kalıbın içinde düşünmeye zorluyor. Kutunun dışında düşünmek için neler yapmalıyız? Yaratıcı düşünme için önerileriniz nelerdir?

“Gelecekte şu şekilde olacak.” söylemini kullandığınızda, insanlara bir şeyleri empoze etmeye başlıyorsunuz, sınırlar koyuyorsunuz, insanlar ister istemez gelecekte olacak şeylere göre yönlenmeye başlıyorlar. Bunun örneğini eğitim dünyasında da görüyoruz. Örneğin, Türkiye’de Endüstri  Mühendisliği Bölümü ile ilgili talep de bu şekilde başlayan bir akım. Trendler insanların neyi tercih ettiği ile alakalıdır.

Biz her zaman bugünü ölçebiliyoruz, bugünün şartları ile yarını değerlendiriyoruz. İlk sormanız gereken bugünkü şartlar değiştiğinde bu trendler nasıl olacak(?). Bunu yaparsanız kutunun dışına çıkmaya başladınız demektir. Yaratıcılığı tetikleyen şeyin sorular olduğuna inanıyorum. Doğru soru sormayı öğrenmek gerekir.

Şu an hepimizin yapmaya çalıştığı şey cevaplar bulmak, trendler cevaplar aslında. Soruları ön plana almalı. Bence sorular sizi sınırlandırmaz yönlendirir. Eğer bir trend, gelecekte ünvanların önemli olmadığını söylüyorsa ve siz ya değilse, ya birisi bir yerde yanılmışsa diye düşünüyorsanız muhtemelen doğru yoldasınız. Hayatın her alanına 5 yaşındaki bir çocuğun merakıyla, şaşkınlığıyla ve  hayranlığıyla yaklaşıyorsanız, yaratıcılık da bununla başlayacaktır.

  • Şirketler veya bireyler danışmanlık aldıktan sonra, hızla eski monotonlukları-na dönebiliyorlar. Bunu önlemek için neler yapılabilir?

Önemli bir soru. “Biz danışmanlık alıyoruz, parasını veriyoruz ama pek de faydasını görmüyoruz.” diyen kişiler, kurumlar olabiliyor. Buradaki yaklaşım hatası danışmanların sadece bilgi vermeye odaklanması. İnsanlara sadece bilgi verirseniz alır ve bilgiyi depolarlar. Bilmek, bilgi sahibi olmaksa her zaman yapmak anlamına gelmez.

Bu konuyla ilgili Sindrella Masalı iyi bir metafor olarak kullanılabilir. Nasıl ki Sindrella gece 12’de Külkedisi’ne dönüyorsa, bizlerin de saf bilgiyle ve davranış değişikliğine yol açmadan attığımız adımların geriye dönüşü kaçınılmazdır. Davranış değişikliği olmayınca insanlar değişimi sürekli kılmakta zorlanırlar. Değişim için yola çıktıktan sonra eski hale dönmek istemiyorsanız değişim kültürüne inanmalısınız.

  • Harvard Business Review-HBR Dergisi Ekim Sayısı’na göre danışmanları zor bir dönem bekliyor. Büyükler içindeki danışmanlık şirketleri online uygulamalarla danışmanlık vermeye başlıyor. Harici hukuk bürolarının ya da şirketlerinin başına gelen değişim, danışmanlar için de geçerli olur mu?

Bu konuda hukuk bürolarındaki değişimle danışmanlık-eğitim hizmeti veren firmalarda oluşabilecek değişimin farklı sonuçları olabileceğini düşünyorum. Şirketler doğal olarak belli hizmetleri kendi içlerine çekmek istiyorlar. Bunun en yaygın örneğini eğitim alanında görüyoruz. Pek çok şirket kendi akademisini kuruyor, iç eğitmenini yaratıyor. Maliyet düşüşünün hedeflendiğini düşünerek doğru bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Bununla birlikte iç eğitmenler bulundukları ortamın bakış açısını sahipleniyorlar ve bunu içselleştiriyorlar. Eğitim verdikleri kişilere de bu bakış açısını geçiriyorlar.  Ve bu dış eğitmenlerle yakaladığınız farklı ve zengin bakış açılarından bazen sizi mahrum bırakabiliyor. 20 farklı eğitmenden bu hizmeti aldığınızda daha zengin bir deneyim hazinesi oluşturuyorsunuz.

Bir süreç değişiminde dışarıdan danışmanlık alınmasında fayda oluyor çünkü danışmanlar daha fazla vak’ayla karşılaşıyorlar ve geniş bir çerçeveden bakabiliyorlar. Buradaki değişimin şirketlerin danışman firma profili tarafında yaşanabileceğini, daha ‘’tailor made (kuruma-duruma özel yaratılan)’’ hizmtlerin ve bunu sağlayan butik danışmanlık şirketlerinin öne çıkabileceğine inanıyorum. Kuruma, kişilere özel yapılan işler daha çok ön plana çıkacak gibi duruyor.

  • Fütürist Girişimciler için tavsiyeleriniz nelerdir?

“Girişimciliğin Gelecekçi Olması” ne demektir(?) önce bunu değerlendirmek gerek. “Geleceğe bakıyorum ve gelecek benim için önemli” mantığıyla hareket edip, geçmişten öğrenmeden ilerlemek isterseniz, geleceği çok iyi yönlendiremeyebilirsiniz. Eğer geleceği tasarlamak istiyorsam bugün doğru kararlar vermeliyim.

Öte yandan fütürizm ile kastınız daha teknoloji odaklı olmaksa; unutmamamız gereken temel unsur; ‘insan’. İnsanların tercihleri, insanların algıları teknoloji söz konusu olsa da ön planda olmalı. İnsanların robotlaştırılmasından bahsederken bile ana özne olarak yine insana ihtiyaç var. Olaylara bütün bakabilmek önemli, ister fütürist olun, ister bugüne odaklanıyorum deyin, isterseniz geçmişi yaşatacak bir şey yapmak istiyorum deyin bütünsel bakabilmek gerekiyor ve girişimci açısından başarıyı da bu getiriyor.

  • Başarıdan mı daha çok ders alınır, başarısızlıktan mı? Başarısızlık için sizin tanımınız nedir?

SW3. “Some Will, Some Won’t, So What?!… Kimi Yapar, Kimi Yapamaz, Peki?!…”

Başaramamak, sonuca ilk denemelerde varamamak insanları denemekten alıkoymamalı. Çocuk yürümeyi deniyor ve düşüyor, ancak bu çocuğun başarısız olduğunu göstermez. Benim için başarısızlık; alacağınız riski hesaplamamış olmanızdır. Sadece hayalle ve evren nasılsa istediğimi verir mantığıyla hareket ettiğinizde bir şey eksik kalıyor. Kontrolünüz dışında bir engelle karşılaştığınızda onunla başa çıkabilmeniz için hazırlıklı olmanız gerekiyor. Başarısızlık başınıza gelen sorunlar değildir. Bulunduğunuz şartlarda bu sorunlarla nasıl başa çıktığınız belirleyicidir.

  • Hayatımızın veya şirketimizin geleceğini tasarlamak istediğimizde nereden başlamalıyız?

İlk nokta nerede olduğunu iyi analiz etmektir. Değişim varmak istediğimiz yer ve oraya ulaşmakla analiz edilse de o an nerede olduğumuz ve yolculuk belirleyicidir. İzmir’e Ankara’dan ve İstanbul’dan yola çıkan iki kişinin elbette yolculukları ve yolda yaşayacakları değişim, varacakları yer aynı olsa da, farklı olacaktır. Aslında ihtiyacımız olan; nerede olduğumuz, nereye gitmek istediğimiz ve nihayetinde yöntemi belirlemektir. Yöntem; en kolay değişebilecek şeydir, o yolda yürürken, o hareket planını uygularken hazır olmakla alakalıdır.

SERBEST KÖŞE:

İstediğimiz olumlu gelecekte yaşamanın yolu onu tasarlamaktır. Bir konuda gelecek haritası çıkarmanızı istesem aşağıdaki dört soru ışığında kısaca bize neyi işaret etmek isterdiniz?

  • Konu?

Liderlik

  • Ne değişiyor?

Liderlik daha paylaşılabilir oluyor. Son dönemde yaşanan olayları (gezi, occupy) incelediğinizde standart bir lider tipolojisi yok, kitleler birlikte hareket ediyorlar, birlikte kararlar veriyorlar. Dan Topscott’ın güzel bir sözü var; ‘’Gelecekte lider olmayacak, liderlik olacak.’’.  Bu söze çok inanıyorum, kabilesel liderliğin önem kazanacağına inanıyorum. Otokratik, sert, güç odaklı liderler yerlerini birlikte karar veren küçük insan topluluklarına bırakacak. Ailede tek bir reis olmayacak. Eskiden nereye gidileceğine, nasıl gidileceğine baba, bazı konularda anne karar verirdi. Son zamanlarda değişimler görüyoruz, baktığınızda hep beraber kararlar alınıyor.

  • Neden önemli?

İnsanların hareket kabiliyetlerini etkileyecek bir şey. İnsanların omuzlarına daha fazla sorumluluk binecek. Şu anda’liderin istediğini uyguluyorum’ mantığı var o sebeple de sorumluluk almıyoruz davranışlarımızdan dolayı.  Gelecekte ‘paylaşılan liderlikle’ sonuçlar üzerindeki sorumluluk ortak olacak. Bence bu insanları büyütecek, kişilerin diğer insanların hayatını etkileyecek konularda daha dikkatli kararlar almasını sağlayacak.

  • Nasıl olmalı?

Nesillerle ve onları nasıl yetiştirildiğinizle ilgili. Birlikte hareket etmeye başlayan bir Z kuşağı var, teknoloji de destek veriyor bu olguya. Daha bilinçli, karakterlerinden ödün vermeden karar mekanizmalarına daha katkıda bulunabilir olmaları sağlanabilir.

KISA KISA:

  • Hayatınızda en son, ilk defa yaptığınız şey neydi?

Zeytin Hasatı’nda bulunup doğayı farklı bir açıdan yaşamak.

  • Bir slogan, özlü söz veya motto’nuz var mı? nedir?

Sırtımızı geçmişe dayayıp, yüzümüzü geleceğe dönerek bugünün kararlarını almak gerek.

  • Fütürist olduğunu düşündüğünüz kimler var?

Jules Verne, Dan Tapscott, Michio Kaku.

  • Gelecek ile ilgili sizi etkileyen kitap-film-söz var mı?

Dünyanın Merkezine Seyahat,  Physics of The Future, V for Vendetta (Filmlerin genel olarak hayal gücünü sınırladığını düşünüyorum, kitap okurken herkes sizin dünyanızın oyuncusu oluyor).

  • Girişimci dediğimde aklınıza ilk gelen kimdir?

Richard Branson ve Steve Jobs (önemli olan iki kriter; bir şeyi keşiften çok onu kullanılabilir şekillerde geliştirmek ve girişimini hayatının her alanında yaşıyor olmak).

  •  Bazı basit soruların cevapları çok zordur, sizin basit sorunuz nedir?

Gerçekten ne istiyorsun?

  • İlk hayaliniz neydi? Gerçekleştirdiniz mi?

Ben 5-6 yaşlarındayken, babam müfettişti, Kilis’te bir köyde benzin almak için durduk. Yabancı olduğumuz için çocuklar ve büyükler etrafımızı çevirdiler. Emziğini çıkarınca ağlayan bir bebeğim vardı, bende çocuklar gelince emziği çıkardım ‘şeytan’ demeye başladılar. O zaman anneme demiştim büyüyünce bu bebekten alacağım bu köye geleceğim ve çocukların bundan korkmaması gerektiğini anlatacağım. Bu hayali, yıllar sonra o bölgelere projeler için gittiğimde farklı bir şekilde ve manevi olarak gerçekleştirdiğimi söyleyebilirimJ

  • Einstein ‘herhangi bir özel yeteneğim yok sadece tutkulu bir meraklıyım’ demiş. Sizin tutkunuz nedir?

Öğrenmek

  • Hangi çizgi film karakterisiniz, neden?

Vikingler’de Vicky. Pratik çözümler bulduğu için.

  • ‘eğer…’ le başlayan bir cümle kursanız, yaratıcılığımızı ateşlemek için ne söylerdiniz?

Eğer hiçbir sınırınız olmasaydı ne başarmak isterdiniz?

  • Herkesin DNA’sına eklenmesi gereken kod nedir?

Herkes olduğu gibi mükemmel aslında, bir şey eklenmesi gerekmez. “Farklı olmanın yolu, kendin olmaktan geçer.” R.Ö.

BİTTİ 🙂 Başka bir röportajda görüşmek üzere 🙂

Ayrıca bu röportajı slideshare üzerinden de okuyabilirsiniz.

rana_ozseker

Rana ÖZŞEKER Hakkında:

http://www.rna-tr.com/cvranaozseker/

https://twitter.com/RanaOzseker

Reklamlar
Ertugrul Cetiz

Ertugrul Cetiz

”Yolda Olanlar” röportaj serisine babam Ertuğrul Cetiz’i de eklemek istedim. Babamdan duymanızı istediğim aslında çok şey var fakat bir kaç soru ile sınırlandırdım şimdilik. Bu arada belirtmem lazım benim tanıdığım ilk Fütürist babamdı.

Anne ve babalarımızın aynasıyız. Bu pazar günü kendinize aynada bir daha bakın..

-SOHBET-

1-)İyi bir ticaret adamısınız. Senelerdir birçok alanda ticaret yaptınız. Siz aslında kendi işinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ticaret adamıysan önce yaşadığın ülkeyi tanıyacaksın. İş hayatının her gününde o ülkenin gün be gün nasıl yönetildiğini fark etmelisin. Eğer Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsan el emeğiyle ve sadece çok çalışarak asla bir iş adamı olamayacağını bilmelisin ve öğrenmelisin. Ülkede, darbelerin, gelecek tsunamilerin tümünü tahmin etmelisin. Bunlara dikkat etmezsen, iş adamı yatıp sabah çöpçü olarak kalkabilirsin. Ben aslında perde arkasında bunlara dikkat ediyorum.

2-)Siz kendinizdeki değişimi nerede ve ne zaman yakaladınız?

70’li yıllarda altının cazibesi ile değişime ayak uydurdum. O dönemlerde herkes sanat altın bilezik diyordu. Altında sürekli değerleniyordu. Mesleğim altındı ve dönem koşullarına göre kolumdaki bileziğimdi. Meslek sanatı bugünlerde yok oldu, tüm şirketler kendi sanatkârlarını kendileri yetiştirmeye başladı. Sanatkârlık ve altın günümüzde değerinin derecesi belli olmayan bir şey haline geldi. Ama ben bunların değişeceğini önceden gördüğüm ve tahmin ettiğim için meslek sanatımın üstüne tüccarlığı da yükledim. Değişim, hangi şartta olursanız olun mazeretle değil, gelecekçi bakış açısıyla yakalanır.

3-)Teknoloji hızla gelişiyor fakat tüm dünyada internet erişimi olmayan milyonlarca insan mevcut. Teknoloji gelişmeye devam edecek ve belki tüm dünyaya yayılacak. Ama insanlık ne olacak, nereye gidecek?

Şu anda insanları belirli liderler yönetiyor ve kullanıyorlar. Belirtmek gerekir ki bunların çoğu siyasi liderler değil. Dünyadaki en bol şey dolardan daha fazla olan insan sayısı. Günümüzden başlamakla beraber fark etmeseniz bile teknoloji, liderleri de esir almış durumda.  Teknoloji bu insan kalabalığını kaldıramayacağı zaman dünyayı terk etmeye karar verdiği gün çok başka bir boyuta geçecek. O boyuta geçmeden önce, mars’ta kurdukları koloni de orijinal dokusu bozulmamış insanları saklayacaklar, ilerde yeni ve sağlıklı toplumlar kurmak için. İnsanlar düşünmüyor, çalışmıyor, düşünme ihtiyacı duymuyorlar. Kullandıkları gelişmeleri tembellik için kullanıyorlar, daha ileri gitmek için değil. Bir nevi oyalanıyorlar. Günümüzde o hale geldiler ki tüketiciler, en çok tükettikleri en ucuz olan şey ömürleri ama farkında değiller. Akıllı insanın bir günü 1.000.000$’a eşdeğer, şu anda bir günü 1$ etmiyor. 

4-)2008 krizi ile birlikte beraber tüm ekonomik sistemler çöktü. Dünyanın ekonomik halini nasıl tasvir edersiniz?

Tüm dünya insanları önce kendini bilmeli. Dünyanın hiçbir yerinde özendirme olarak bile olsa bedava denilen her şeye hayır demeliler. Tüm dünyada büyük firmalar insanları tüketime alıştırmak için önce promosyon sonra taksit olmadı kredi kartı olmadı tüketici kredisi ile insanları krize sürüklerken kendi şirketlerini kendi ülkelerini ve kendilerini intihara sürüklediler. Bunlara bir disiplin olmadığı ve disiplin getirebilecek aklı başında bir toplum olmadığı için 2008 krizine gelindi. Bunun sonucunda yenidünya krizini beklemeliyiz, asla bir mucize olmayacak. Mucizeyi hepimiz bireysel olarak yaratmalıyız. Bizim olmayan parayı tüketimi bir an önce durdurup kendi ürettiklerimiz, kazandıklarımızla geçinmeye başladığımızda ilk adımı atmış olacağımızı düşünüyorum. G-20 ülkeleri bunun için sempozyumlar vs. düzenlemeli. Ayrıca bununla beraber geçmiş dönemde ülkemiz için ekonomik bozulmalardan birini örnek vermek istiyorum. Ülkemizde insanlar, 90’lı yıllarda 35 yaşında emekli edildiler. İstisnalar hariç hayatlarını dondurup bütün işlerini bırakıp emekli oldular. Hepsi de biliyordu ki 70 yaşındaki annesi onlara bedavadan para vermezdi fakat bir siyasetçi çıktı annelerin maaşlarını ikiye böldü, çocuklarını emekli etti. Annelerinden çaldıklarını çocuklarına verdi. Sanırım bu örnek her şeyi açıklıyor.

-SERBEST KÖŞE-

İstediğimiz olumlu gelecekte yaşamanın yolu onu tasarlamaktır. Bir konuda gelecek haritası çıkarmanızı istesem aşağıdaki dört soru ışığında kısaca bize neyi anlatmak isterdiniz?

Konu ne?

Kadına Şiddet

Ne değişiyor?

Kampanyalar var ama faydasız, çok yeterli değil çünkü eğitim yok.

Neden önemli?

Aile kavramı ile birlikte özgür bir neslin yetişmesi açısından önemli. Dayatma ile büyüyen değil, hür iradesi ile büyüyen çocuklar gerekli bize.

Nasıl olmalı?

Evlilikler pazarlık konusu olmamalı. Erkekler evlenmeden önce evliliğin modern, çağdaş yuva kurma ve sağlıklı nesiller yetiştirme sebebi olduğunu anlamalı. Kadınlar cinsel ilişki hayatını silah olarak kullanmamalı. Her erkeği yetiştiren ise bir kadın-annelerimiz, kadınlar kendi önemini çocuklara aşılamalılar. Bunları uyguladıkları takdirde şiddetin önüne geçileceğine inanıyorum. Ama ülkemizde önce zihniyetin değişmesi gerekir. Eğitim sadece okullarla değil her yerde olmalı.

-KISA KISA-

Hayatınızda en son, ilk defa yaptığınız şey neydi?

-Bana yapılan ayak oyunlarına aynı üslupla cevap vermek beni rahatsız etti. Son zamanlarda yaptığım ilk şey olmamasını isterdim.

Bir slogan, özlü söz veya motto’nuz var mı? Nedir?

-Becerebilirsen kendin ol!

Fütürist olduğunu düşündüğünüz kimler var?

-Amerikan Sineması Bilim Kurgu Yazarları

Gelecek ile ilgili sizi etkileyen film var mı?

-Avatar

Girişimci dediğimde aklınıza ilk gelen kimdir?

-Bas Landsdorp

Bazı basit soruların cevapları çok zordur, sizin basit sorunuz nedir?

-Bu insanlar nereye gidiyor?

İlk hayaliniz neydi? Gerçekleştirdiniz mi?

-Eşekle elma satıp ananeme yardımcı olmaktı. Aslında elma da hiç sevmem . Hiç elma satmadım ama çıraklık yaptım birçok alanda.

Einstein ‘herhangi bir özel yeteneğim yok sadece tutkulu bir meraklıyım’ demiş. Sizin tutkunuz nedir?

-İnsanları uyandırmak

Hangi çizgi film karakterisiniz, neden?

-Speedy Gonzales. Ömür çok kısa yapmak istediklerim ise çok fazla, hızlı olmalıyım.

Röportajı ayrıca slideshare üzerinden okuyabilirsiniz.

Erdinç Kutal

Erdinç Kutal

Kişisel İnternet sitem ve GençFütüristler için tasarladığım ‘’Yolda Olanlar’’ röportaj serisinin amacı geçmiş, bugün ve geleceğin farkında olmaktır. Bu serinin röportajları üç ana bölümden oluşuyor; Sohbet, Serbest Köşe, Kısa-Kısa. Sohbet kısmında her konudan soru olabilir, Serbest Köşe’de çıkardığımız gelecek haritasını göreceksiniz, Kısa-Kısa bölümünde ise konuğumuzu daha yakından tanıyacaksınız.

Sn.Erdinç Kutal tasarladığım ‘’Yolda Olanlar’’ serisinin ilk konuğuydu.

Bazı insanlar vardır, her buluşmanızda yeni bir şeyler öğrenirsiniz. Açıkçası etkileşim yüksektir, pozitif enerji havayı sarmıştır. Erdinç Kutal’da bu nadir kişilerden biri. Bu durumda bana düşen görev röportajı size en iyi şekilde aktarmak 🙂

”SOHBET”

  • İşiniz satışa hazırlamak ve dolayısıyla parayla ilgili. Paranın fiziksel olarak kalktığı bir dünya tasarlanıyor. Satış-pazarlama dünyasını ve eğitimlerinizi nasıl etkileyecek?

Paranın fiziksel olarak ortadan kalkması çok enteresan değil fakat satışın ring değişimi gerçekleşiyor. Görünen o ki satış gelecek kuşaklarda çok daha sanal dünyanın parçası olacak. İnsanlar artık ayakkabılarını bile internet üzerinden alışveriş yaparak alıyorlar! Gerekirse 3 farklı numara sipariş ediyor uymayan ikisini iade ediyorlar.

En az bir kuşak daha insanlı satış kanallarının popülaritesini koruyacağına inanıyorum fakat ardından dengeler daha hızlı değişecektir. Muhtemelen bizler de eğitimlerin hem içeriklerini hem de yöntemlerini değiştirmek, geliştirmek zorunda olacağız ki video learning eğitim çekimlerinin artması şimdiden bunu işaret ediyor.

  • Danışmanlık ve eğitim alanında çalışıyorsunuz, gelecekte hangi sıkıntılarla yüzleşeceksiniz mesleğinizde? Önlemleriniz nelerdir?

Mücadelesi sert ve hızlı bir dünya bu. Öğrenmek için seçilebilecek birçok yol var. Bu yollardan biri hayattan öğrenmek için oluşuna bırakmak ve biraz acıyarak, biraz kanayarak yavaş öğrenmek! Bu hızın buna tahammülü var mı? Bence yok! Bunun yerine gözlemlemiş, deneyimlemiş, okumuş, yaşamış, acımız ve kanamışlardan öğrenmek tercih edilmeye devam edecektir.

Tabii ki öğrenme sadece öğreten ile ilgili bir şey değil. Çin atasözünün dediği gibi öğrenci hazır olmadan öğretmen ortaya çıkmaz! Öğretenler ise hibrit eğitimler yaratmalılar. Benim başarı evi teorimde bilgi, beceri ve teknik katının çalışabilmesi için alttaki diğer katların çalışması gerektiğinden söz ederim. Bunu anlatan ve sadece bilgi vermenin ötesine geçen eğitimler hazırlandıkça eğitimlerim ve danışmanlığım işe yaramaya devam edecektir diye düşünüyorum. Tedbirim kendimi devamlı geliştirmek ve Drucker’ın dediği gibi iyiyi mükemmele doğru bir yolculuğa çıkartmak.

  • Dan Brown,Cehennem kitabını sizin sosyal medya iletinizden sonra aldım ve okudum. Kitabı konusu dolayısıyla gelecekçi buluyor musunuz? Bu kitap, bir hikaye altında aslında gelecekte ya da şuan da olabilecek şeylere mi hazırlıyor?İstanbul’un temsil ettiği şey nedir?

Kitaptan oldukça etkilendim ben. Tabii ki hiç kimse gerçekçi olmasını istemez ve dilemez. Bununla birlikte dünyanın bir sorunu olduğu kesin. Çok tüketiyor ve kaynağa pek iyi davranmıyoruz. Kaynakların tehdit altına girmesi durumunda güçlülerin güçsüzleri oyunun dışına itmeye çalışacağını tarih bize öğretti! İstanbul çok sayıda medeniyetin doğduğu yaşadığı ve öldüğü bir coğrafyanın simgesi. Bunun için bir metafor olarak tercih edildiğini düşünüyorum. Kitaptaki uyarıyı dikkate almak gerektiğine de inanıyorum.

  • Steve Jobs, yaratıcılığı farklı şeyler arasında ilişki kurmak olarak tanımlıyor. Sizin yaratıcılık terimi için tanımınız nedir?

Bence yaratıcılık tutku, bilgi ve deneyimleme cesaretinin birlikte yaptıkları bir tablodur. İster bir bilim adamı, ister yeni bir ürün yaratmak isteyen girişimci, ister tarlasını daha etkin sulamak isteyen bir köylü..bence fark etmez! Yaptıkları işle ilgili tutkuya, bilgiye ve deneyimleme cesaretine sahip değilseler yaratıcı yeni öneri ve çözümlere uzak kalırlar. Jobs’un bahsettiği ilişkiyi kurabilmek için de bunlar gerekli değil mi?

”SERBEST KÖŞE”

İstediğimiz olumlu gelecekte yaşamanın yolu onu tasarlamaktır. Bir konuda gelecek haritası çıkarmanızı istesem aşağıdaki dört soru ışığında kısaca bize neyi anlatmak isterdiniz?

  • Konu ne?

Taraftarlık Müessesesi

  • Ne değişiyor?

Eğlence ekonomiye dönüştürülüyor.

  • Neden önemli?

Eğlence ve ait olma ihtiyacı kin ve intikam duygularına dönüşmemeli. Negatif tutumlar yaratılmamalı, toplumsal keyif ihtiyacını karşılama becerisi öldürülmemeli.

  • Nasıl olmalı?

Önce bireyler bilinçlenmeli. İtiraf ediyorum bende daha genç bir adamken daha ateşliydim taraftarlık konusunda. Bir gün baktım ki senede 2 mio Euro benim hesabıma yatmıyor, maçtan sonra ben üzülürken kaybeden oyuncular eğlenmeye gidebiliyor ve TV’den birbirine hakaret eden yöneticiler aynı düğünde göbek atıp aynı tekneyle mavi tura çıkıyor 🙂 İşte o zaman aydım.

Kabul ediyorum, yaşam baltasını bilemenin bir yoludur müsabaka izlemek, tezahürat etmek, zihinsel olarak boşalmak. Toplumsal bir ihtiyaçtır hatta bunlar, ve güzel bir yoldur spor, bu ihtiyaçları gidermek için. Bu sayede daha sağlıklı ruhlara sahip olmak mümkündür. Bu güzel yöntemi toplumun elinden almak bir yana düşmanca aşılarla besleyerek zarara dönüştürmek ise olmaması gerekendir. Tüm unsurların daha dikkatli konuşması ve davranması gerekli.

Olumlu bir gelecek için olumlu bir toplum lazım bize!!

”KISA-KISA”

  • Hayatınızda en son, ilk defa yaptığınız şey neydi?

Hafızama fazla güvenip uçağımı kaçırmak, yaşlanıyorum sanırım 🙂

  • Bir slogan, özlü söz veya motto’nuz var mı? nedir?

El alemin dükkanında çalışırken kendi dükkanın muamelesi yapmazsan hiçbir zaman kendi dükkanına sahip olamazsın.

  • Fütürist olduğunu düşündüğünüz kimler var?

Aklıma gelen ilk isim Mevlana ve Jules Verne oldu bu soruda.. Isaac Asimov içinde aynı şeyi düşünüyorum. Eski Genel Müdürüm ve Denizbank CEO su Sn.Hakan Ateş de mesleki bir fütürist bence.

  •  Gelecek ile ilgili sizi etkileyen kitap-film-söz var mı?

Dan Brown ”Cehennem” – Matrix/İndependent Day – Yarının işini bugünden yap

  • Girişimci dediğimde aklınıza ilk gelen kimdir?

Mark Zuckerberg

  • Bazı basit soruların cevapları çok zordur, sizin basit sorunuz nedir?

Neden beni seçsinler?

  • İlk hayaliniz neydi? Gerçekleştirdiniz mi?

Kaloriferli bir evde yaşamaktı. Evet onu hallettim 🙂

  • Einstein ‘herhangi bir özel yeteneğim yok sadece tutkulu bir meraklıyım’ demiş. Sizin tutkunuz nedir?

Başarmak

  • Hangi çizgi film karakterisiniz, neden?

Voltran-çünkü mutlak gücün takımdan geldiğine inanıyorum.

  • ‘eğer…’ le başlayan bir cümle kursanız, yaratıcılığımızı ateşlemek için ne söylerdiniz?

Eğer bir gelecek yaratmak istiyorsanız olumlu bir “ben”i beslemekten asla vazgeçmeyin.

Fatih Cetiz 19.12.2013

Bu yazıyı slideshare üzerinden de okuyabilirsiniz.

Erdinç Kutal Hakkında:

http://www.abtinvest.com/icerik/hakkimizda

http://www.erdinckutal.com/