Geleceğin Ekonomisinin İnsan Kaynağı Nasıl Olmalıdır?

Geleceğin Ekonomisinin İnsan Kaynağı Nasıl Olmalıdır?

Yeni ekonomi, bilgiyi bir temel üretim faktörü olarak değerlendiriyor ve hizmet sektörünün yaygınlaşacağını, dijital dönüşümün süreceğini öngörüyor, bu yönüyle de yeni ekonomi bir bilgi ekonomisidir. Yaşadığımız dönemde ekonomik kalkınma ve ilerleme, yaratıcılığa bağlı inovasyon, beşerî sermayenin sağladığı beyin gücü ve teknolojiyle ilişkilendiriliyor. Bir başka deyişle bilgi toplumu yüksek becerilere sahip insanlardan oluşmalıdır. İnternetin ticarette kullanılan bir araç olması, hızlı olma durumunu da bu ekonomiye adapte etmiştir. Dijital ağların yaygınlığı, hızlı karar verme becerileri ile veri tasarlama ve analiz etme süreçlerini etkiliyor.

Bilgi Ekonomisi ve Örgüt Yapısı

Bilgi ekonomisi ile geleneksel ekonomi arasındaki farkları irdelemek gerekir. Yeni teknolojilerin ortaya çıkışı birçok üretici için yıkıcı anlamlar taşır. İnovasyon ve yaratıcılığı destekleyen ortamlar, sistemlerin görev, yetki ve sorumluluğu beyaz yakalılar üzerinde yeniden dağıtması ve yönetici etkisinin azalması değişimin göstergeleri olarak kabul edilebilir.

Bilgi ekonomisi global ağlar etrafında şekillenir. Hiyerarşinin azaldığı, aynı kademede bulunan kişilerin birbirlerine karşı sorumlu olabildikleri matris örgütlenmelere doğru bir gidiş söz konusu. Bu yapılar, korumacılığın yerini paylaşımcılığın aldığı, değer üreten herkesin kazanacağı şekilde tasarlanmalı. Yeni örgüt yapıları, yeni iş ve üretim modellerinin ortaya çıkmasını teşvik edecektir.

Küçük moleküller şeklinde örgütlenen ve az sayıda çalışana sahip dijital odaklı şirketlerin sayısı artıyor, çalışma saatleri ve mekanları değişiyor. Mesai saatlerinden günde sekiz saat çalışmaya, plazalardan ortak çalışma alanlarına doğru bir yöneliş var. 2008 krizinin ardından 2009 yılında ilk defa duyduğumuz ortak çalışma alanları (coworking spaces) hızla yayılıyor. Yaratıcı iş yapan kişiler ve şirketler bu alanları kullanarak topluluğun bilgi birikiminden faydalanıyor, birlikte geliştirmeler yapıyor ya da yeni işler ortaya koyuyor, ayrıca sabit giderlerini önemli ölçüde düşürüyor. Buradan elde edilen kaynak ve zaman işlerin yapılmasına ve geliştirilmesine harcanabiliyor.

Özel mülkiyet sahibi olmak yerine mevcut mülkleri paylaşarak kullanma fikrinin geliştiği günümüzde bunun gücünü kullanmalıyız. Mülk sahibi olunmasının özendirilmesi yerine mevcut kaynakların birbirine güven çerçevesinde paylaşımlı olarak kullanılması, bireysel kalkınma yerine kolektif kalkınmayı gündeme getirecektir.

Beşerî Sermayenin Gelişimi

Üretim, işgücünün ucuz olduğu ülkelere yönelmiştir. Endüstriyel robotların kullanımı ile birçok ülke lojistik maliyetleri de düşünerek üretimi ülkelerine döndürüyor. Ancak fabrikalarda üretim, 3D-4D yazıcıların yaygınlaşması ile tarih olacak. Yazılım ve tasarımın gücünü evdeki mini fabrikalarda bulmak mümkün olabilir. Bu senaryoya göre, şu an binlerce metrekare kapalı alanda ürün üreten fabrikalar yerine sadece yazılım ve tasarımlarını ağlar üzerinden alıp satan, ihtiyaç duyduğu kadar evinde basan kişiler olacağız. Dünya kaynaklarını boşa kullanıp talep fazlası ürün üretmeyeceğiz, üretilen ürünleri dünyada belli noktalarda stoklamak zorunda kalmayacağız, ürünlerin stoklanması için binlerce araç yollarda ve havada karbon salınımını arttırmayacak, şirketlerin mevcut binaları küçülecek ve tarım-orman arazilerini daha fazla yok etmeyeceğiz. Ama tek bir sorun ortaya çıkacak, mavi yakalıların işsiz kalması. Oluşacak işsizliğin yeni bir güce dönüşmesi, yeni ekonomiyi iyi anlayan ve yöneten kişilerin elinde olacaktır. Dünyamız ne kadar makineleşse de insan her zaman üretimin içinde olacaktır. Önemli olan uzgörülerimizi iyi tanımlayıp geleceğin meslek sahiplerini doğru şekilde yönlendirmektir. Bunun en önemli aşaması eğitimdir. Yetişen nesiller yeni ekonominin kurallarına göre yetiştirilmelidir.

Yazılım, tasarım ve veri biliminin çevresinde gelişen mesleklere üniversitelerde ağırlık verilmelidir. Geleneksel ekonomiye dahil olan mesleklerin eğitimi en aza indirgenmeli ya da yeni ekonominin dinamiklerine uygun olarak yeniden tasarlanmalıdır. Yeni ekonomi konusundaki deneyimlerin paylaşılması, yeni ekonomi kültürünün gençler arasında yaygınlaşmasını sağlayacaktır.

Bürokrasiyi azaltarak iş kurmayı kolaylaştırmak yeni ekonomi girişimlerinin artması için önemlidir. Genç nüfusunu iyi yetiştiren bir Türkiye, hızla dünyada rakiplerinin önüne geçebilecektir. Doğru insan kaynağının yetiştirilmesi ve doğru çalışan-şirket eşleşmelerinin sağlanması, iş süreçlerini yönetenlerin yetkinliklerinin artırılması ve iş ahlakı yüksek bir işgücünün meydana getirilmesi başarının anahtarları olarak görülebilir.

Yüzyılımızın insan kaynağının kolektif çalışmak için birbirine güvenmeye ve mutlu bir yaşama, hayal edebilmek için ise sağlam bir hukuk sistemine ihtiyacı vardır. Kolektif çalışma, herkesin eşit derecede sorumluluk aldığı, elini taşın altına koyan kişilerin bir arada olmasını gerektirir. Kullandığımız teknolojilerin bizi altına aldığı rehavet ile beraber gelen atalet duygusundan sıyrılmak gerekiyor. Bunu gerçekleştirmenin en iyi yolu da temelleri sarsılmaz gelecekçi bir eğitim sistemidir.

Hayal Etmekten Korkmayın

Korkmayan insan hayal etmeye başlar, hayalleri güçlü olan kişiler sağlam bir bilgi toplumunun temelini oluşturur. Önce hayal etmeliyiz, hayal ettiklerimizi tasarlayıp görünür hale getirmeliyiz, bu tasarladıklarımızı da geliştirmeye devam etmeliyiz. Hiçbir iş kendi haline bırakılmamalıdır. Atalet duygusunu yenmeyi öğrenen bir nesil ortaya çıkarsa hayallerinin peşinden gidenlerin sayısı artar. Yılmadan ne kadar çok deneme yapıyorsanız, başarılı olma şansınız da artıyor.

Eğitim kurumları içinde özellikle üniversiteler, daha önceki eğitimin farklı aşamalarında seçim belirsizliği yaşayan öğrencilerin belli bir alanda uzmanlaşmak için geldiğini ve karar verdiğini varsaydığımız çoğunluğu genç kişilerden oluşuyor. Üniversiteler, tüm bölümlerinde öğrencilerin yaratıcı yeteneklerini geliştirecekleri, dersi belli bir harf notu karşılığı geçme kaygısı yaşamadıkları seçmeli dersler eklemelidirler.

Öğrencileri hazırcılıktan ve tembellikten uzaklaştırmak ve teknolojiyi daha faydalı bir şekilde kullanır hale getirmek gerekiyor. Boşa geçirilen zamanların üretime dönüştürülmesi, ekonomimize ve toplum sağlığımıza ciddi katkı sağlayacaktır. Üniversitelerin, bilgisi ile sağlam duran ve yaratıcı yeteneklerini kullanarak topluma güç veren bir öğrenci topluluğu yaratması mümkündür. Bu da konuşmak ve tartışmaktan çok hayat içinde aktif olmak, sürekli öğrenmek, öğrenmeye aç olmak ve öğrendiklerini paylaşmakla mümkündür.

Dünya Değerler Araştırmasına göre Türkiye’de 100 kişiden sadece 8 kişi birbirine güvenmektedir. Düşük düzeyde güvenenler grubunda değerlendirilen ülkemiz Peru ve Gana’nın sadece bir sıra önündedir. Vizyonu bilgi ekonomisine uygun olan ülkemizin birbirine güvenmesi konusu eğitim, hukuk ve iş dünyasındaki tüm gelişmeler için birinci sırada değerlendirilmelidir. Bilgi ekonomisinde çalınacak korkusuyla bilgisini paylaşamayan insanlar kolektif çalışma durumuna ulaşamamaktadır. Bilgiye ulaşmanın önündeki engellerin kaldırılması ve korku kültürüne dur demek bilgi ekonomisine sağlanacak insan kaynağının kalitesini arttıracaktır. -Bununla beraber, Dünya Mutluluk Raporu 2017 verilerine göre ülkemiz 69. sırada yer almakta, Belarus ve Libya’nın hemen ardından gelmektedir. Dünya Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Endeksi 2016 yılı verilerine göre hukukun üstünlüğü genel sıralamasında 113 ülke arasında 99. sıradadır. Bu verileri değerlendirerek tüm bu konularda yeniden yapılanmaya gitmek bilgi ekonomisinin insan kaynağını güçlü kılacaktır.

Birbirine güvenen insanların çoğunlukta olduğu, daha mutlu yaşayan, hukuk sistemine güvenin tam olduğu, atalet duygusundan sıyrılmış ve gelecekçi bir eğitim sistemine sahip olan ülkeler dünyanın ve insanlığın geleceği üstünde söz sahibi olabilecektir. Öncelikli olarak bu konulara eğilmeli, ülkemizde rakamsal büyümeler yerine toplu bir kalkınmaya odaklanılmalıdır.

Bu yazı Mimar ve Mühendisler Grubunun 95.sayısında yayınlanmıştır.

Fatih CETİZ -Tasarımcı

Yeni Ekonomi Derneği İş Tasarımından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

 

Reklamlar
10 Maddede Yaratıcı Akışınızı Hızlandırın!

10 Maddede Yaratıcı Akışınızı Hızlandırın!

1-Beklentilerinizden uzaklaşın!

Sadece yapmak istediğiniz şeye odaklanın. Sonunda muhtemel elde edeceğiniz başarıyı düşünürseniz beyniniz o işi olmuş gibi kabul eder ve yeterince çaba harcayamazsınız. Tam tersi olumsuz yaşanabilecek şeyleri de düşünmeyin. Sadece işinize odaklanın ve tutkuyla yapın.

2-Her gün yeni şeyler yapmayı deneyin!

Bir tasarımcısınız veya herhangi bir başka meslek grubundasınız, işiniz ve hayatınızla her gün yeni bir şey deneyin. Pratik yaptıkça yaratıcı akışınız hızlanacaktır.

3-Her gün kitap okuyun!

Okumak istediğiniz kitapları belirleyin ve aynı anda birkaç kitap okuyun. Ummadığınız bir anda çalışmalarınıza yaratıcı bir fikir bulabilirsiniz. Başladığınız kitapları, uzun zamana yayılsa da mutlaka bitirin.

4-Egzersiz yapın!

Zihin sağlığınız beden sağlığınıza bağlıdır. Sağlıklı ve mutlu bir zihin daha yaratıcıdır. Her gün mutlaka kısa da olsa, özellikle sabah biraz erken kalkıp vücudunuzu esnetin.

5-İnsanlarla konuşun!

Özellikle çok sık konuşmadığınız insanlarla kısa konuşmalar yapmayı deneyin veya fikirlerinizi anlatın. Hiç ummadığınız biri yaratıcılığınızı tetikleyecek bir cümle kurabilir veya size bir yol gösterebilir.

6-Alışkanlıklarınızdan uzaklaşın!

Yaratıcılığınızın gelişmesi için sürekli tekrarladığınız rutin şeyleri bırakın.

7-Kuralları yıkın!

Yaratıcı bir zihin için mevcut kurallar yokmuş gibi davranın. Her gün karşılaştığınız, hayatınızda olan ve farkında olmadan zihninizde yarattığınız kuralları irdeleyin.

8-Her gün öğrendiğiniz şeylere dair notlar alın!

Gün içinde öğrendiğiniz şeyleri not alın. Yaratıcı faaliyetlerinizde bu notlarınız işe yarayacaktır.

9-Müzik dinleyin!

Sizi motive eden müzikler dinleyin. Yaratıcılığınız üzerinde pozitif etkisi olacaktır.

10-Bulmaca çözün!

Her sabah bir gazete alın ve kısa bir süre bulmaca çözün. Kelime hazinenizin gelişmesi yaratıcı düşünme yeteneğinizi de geliştirecektir.

Yaratıcılık Fabrikası Çalışanları

Yaratıcılık Fabrikası Çalışanları

Yaratıcılık gelecekle bağlantılıdır, mantıksal düşünce ise öğrendiklerimiz ve öğretilenle yani geçmişle bir bağ kurar. Yaratıcılığımızı kullanmaz ve geliştirmezsek genel kabul görmüş kalıplar içinde sıkışır kalırız, mantık yoksa yaratıcılığımızı kontrol altına alıp bir sonuç çıkaramayız. Yaratıcı düşünce ve mantıksal düşünme biçimleri birbirini desteklemektedir.

images

Mantıksal düşünce kurallara bağlıdır, yaratıcı düşünce ise tam tersi yönde hiçbir sınır, kural tanımaz. Öne sürülen sıra dışı fikirler, yenilikler öğrendiklerinizle yani mantık kurallarıyla çeliştiği için ilk anda anlaşılmayabilir hatta şiddetli karşı çıkışlar görebilirsiniz. Evet, haklısınız yaratıcı düşünceler mantıksal çıkarımlar kadar hemen kabul görmeyebilir ama değişim bu gerilimin içinde saklıdır. Gizli bir hazine gibidir. Bence yaratıcılığını kullanıp sizlere başka bir şeyler anlatmaya çalışan insanları iyi dinleyin. Eminim sizde yeni çağrışımlar yaratacaktır. Yaratıcı fikir üretilirken yapmanız gereken tek şey fikir üretim süreci boyunca ve hemen sonrasında mantıksal süreçten geçirip değerlendirmeyin. Bırakın serbest kalsın.

Dünyada hayatımızı değiştiren büyük yeniliklerin çıkış hikayesini incelediğinizde büyük baskılar karşısında ısrarla fikrini savunan ve tüm saatlerini çalışarak bu fikirlerini kabul ettirmek için uğraşan insanlar göreceksiniz.

291800

Benim yaratıcı düşünce becerim yok diye dert etmeyin. Düşüncelerimiz davranışlarımızı etkiliyorsa tam tersi de mümkündür. Farklı davranarak, sürekli yapabileceğimiz zihin jimnastikleri bularak zamanla düşünce yapımızı değiştirebiliriz. Getirdiğiniz yenilikçi fikir kabul edilemez görünüyorsa, o anda bilinen düşünsel modellere karşı olduğundandır. Ama geleceği görenler toplumun ihtiyacına cevap vermez, fark etmediği ihtiyaçları önümüze sunar.

ambiyans-reklamlari-acik-hava-yaraticilik

Yaratıcı fikirler üretmek için karmaşadan uzak durmayın hatta aksine siz kısa bir süre için durumu karmaşık hale getirin. Kısa süreli zihin bulanıklığı yaratan insanları suçlamayın bilakis onlardan faydalanmaya çalışın. Zihninizi esnetmek için egzersizler yapın. Aralarında hiçbir ilişki olmayan şeyleri birbirine bağlamaya çalışarak başlayabilirsiniz. Bu bulduğunuz ilişkileri mutlaka bir kişiyle paylaşın.

3075-6392-22042008-4

Eğer herhangi bir durumdan, yönetimden, toplum davranışlarından memnun değilseniz değiştirmek için sadece konuşmak yerine yeni karşı tezler üretmeli, yaratıcılığınızı serbest bırakmalısınız. El alem denen, üyeleri tam kaç kişi ve kim olduğu belli olmayan en tehlikeli örgütün esiri olmaktan çıkarak ilk adımı atabilirsiniz. Hep aynı şeyi yaparak farklı sonuçlar elde edemezsiniz. Oturduğumuz yerde yaratıcılık olmaz. İlham ise çok küçük bir kısmını oluşturur. Büyük kısmında ise o fikir, iş için ter dökmek vardır.

Müslüman dünyasında yaratıcılık kelimesi Allah’ın sıfatlarından olduğu için kullanılmak istenmez. Fakat yazı da anlattığım gibi yeniliğe yol açmak için kullandığımız yaratıcılık kavramının bununla hiçbir ilişkisi yoktur. Dünya haritasını elinize alın, bunun yanında ulusal ve uluslar arası haber ajanslarını takip edin. Yeniliğe ve yaratıcılığa açık olmayan hiçbir toplum ilerleyemez ve yok olmak için sonun başlangıcındadır.

Bu Pusula Senin!

Bu Pusula Senin!

Hepimizin sürekli hayatta yönümüzü bulmak için kullandığımız araçlar vardır. Bunlardan birisi pusula olsa ve dört ana yönü Gelecek, Geçmiş, Hayal ve Dizayn olarak kararlaştırsak..ne düşünürdünüz? Bu pusulayı daha da netleştirmek için çizdim, resmi dikkatlice inceleyip hayata bir de bu pusulayla bakmanızı istiyorum. Eminim herkesin göreceği farklı şeyler vardır. Bu pusulanın diğerlerinden farkı ülkelere ve bulundukları konuma göre yapımı değişmez herkes için aynıdır.

Hepimizin bildiği gibi manyetik kuzey, gerçek kuzeyden birkaç dereceyle farklıdır ve bence geleceği gösterir. Bu pusula çizimine farklı bir açıdan bakarsak geçmişle gelecek arasındaki dayanılmaz çekiciliği, hayal ve tasarlamak arasındaki bağlantıyı daha da netleştirebiliriz.  Geçmişten geleceğe retrospeksiyon yaparız, hayal yönünden dizayn yönüne ise bir yaratım sürecini görebiliriz. Ara yönlerse bize hep yardımcı bilgilerdir, geçmiş hayaller ve tasarımlar uğramak istediğimiz limanlar olabilir.

Pusulanızı alın ve nereye istiyorsanız o yöne doğru gidin, hayat zaten bir yolculuk değil midir?

Özgür düşüncelere yer çekimsiz alanlar yaratmayı unutmayın!

DSC07725

Fütürist Çalışma Yöntemleri

Fütürist Çalışma Yöntemleri

Gelecek her zaman belirsizdir… Fütüristlerin amacı gelecekte ne olacağını tahmin etmek değil; gelecekte ne olması gerektiği hakkında uzgörüler çıkarmak, bunları belirli metotlar üzerine dayandırarak araştırmak ve açıklamaktır.
Geleceğimizi yaratmanın daha da önemli olduğu bir dönemdeyiz. Daha önceki yazılarımda da konu ettiğim gibi senaryoyu yazmazsanız yaratılan / dayatılan geleceğin ancak oyuncusu olursunuz.
Olumlu gelecek tasarımı için bir adım bile atan herkes fütürist olmak için adaydır. Belki de birçoğunuz kendinize bu ismi vermemişsinizdir; ancak fütürist olarak yaşıyorsunuzdur. Şimdi size uygulayabileceğiniz bazı fütürist yöntemlerden bahsedeceğim; ancak kullanacağınız yöntemler rasyonel, deneysel ve bilimsel olmalıdır. Aksi takdirde kahinlerden bir farkınız kalmaz. En önemli anahtar ise hayal gücüdür. Hayal gücünüzü kullanmadan tüm yöntemleri de kullansanız ortaya farklı bir şey çıkarmak mümkün olmayabilir.
get your future started
Bir fütüristin analitik süreci 5 adımda ortaya çıkar;
1-Seçilen konu hakkında güncel bilgilerle bir çerçeve oluşturur,
2-Konunun geleceği hakkında tarama yapar ve belirli göstergeler bulur,
3-Konuyu detaylıca açıklar, olası geleceği tanımlar,
4-Olasılıkların çeşitliliği ile bir vizyon çalışması yapar,
5-İstenilen olumlu geleceği yaratmak ve uygulamak için planlama yapar.
memories-of-tomorrow_1
Yöntemlerden bazıları;
Beyin Fırtınası: Kuracağınız küçük bir ekiple yaratıcı düşünerek yeni fikirler ortaya çıkarabilirsiniz. Olasılıkları, fırsatları ve riskleri tanımlamak için uygulanabilir bir yöntem.
Oyunlaştırmak: Ortaya çıkarmak istediğiniz bir tasarımda gerçek dünyanın simülasyonunu yapabilir ve insanların rollerini değiştirerek farklı sonuçlara ulaşabilirsiniz. Bu çalışmayla farklı taktikler belirleyebilirsiniz.
Tarihsel Araştırmalar: Geçmişte olan olayları bugünkü gelişmeler ışığında inceleyin ve elinizdeki bilgiler ışığında belirli tahminlere varın.
Modelleme: Belirli kriterleri baz alarak gelecekte olabilecek farklı senaryoları modelleyin.
Senaryolaştırma: Planlama amaçlarınıza göre yukarıdaki yöntemleri de kullanarak senaryolar oluşturmalısınız. Tüm senaryolar için belli bir format kullanmalısınız. Bir konu hakkında en fazla 4 senaryo üretmeniz önerilir.
Trend Gözlemleme:  Konunuz hakkında toplumda ya da dünyada önemli karar vericileri düzenli aralıklarla takip edin. Örneğin, ekonomi ile ilgili senaryolar hazırlıyorsanız, işsizlik rakamları gibi ihtiyacınız olan bazı göstergeleri takip etmelisiniz,
Yöntemlerden bazılarını ilk adımınız olması için çok kısaca yazmaya çalıştım. Konu hakkında bilginizi arttırmak için Google’a sorabilir, yayınlanmış bilimsel makaleleri okuyabilirsiniz. Bunun dışında Kadir Has Üniversitesinde Fütüristler Derneği ile birlikte düzenlenen Fütürizm Okuluna da katılabilirsiniz. Ayrıca, yurt dışında gelecek çalışmaları üzerine yüksek lisans programları mevcut. Online yüksek lisans şansları da var. Houston üniversitesi bunların örneklerinden birisidir.
Bu yazı 3 mart tarihinde gazetefatih’te yayınlanmıştır.
YENİ BİR ÜÇGEN!

YENİ BİR ÜÇGEN!

Son on yıl içinde bir çok yerde de konuşulan bir üçgen var hayatımızda. Evimiz, iş yerimiz ve kahve dükkanları..Bu trendle beraber mobil çalışmaya, insanlarla daha çok etkileşimde bulunmaya başladık. Fakat bu üçgenin içinde sıkıştık kaldık, kendimize ayırdığımız zaman giderek azalmaya başladı.

Önümüzdeki on yıllık sürece baktığımızda bu şekilde devam edemeyiz. Bu üçgenin bazı parçalarını değiştirmeliyiz. Yeni üçgenimiz; evimiz, hobilerimiz ve çalışma alanlarımızdan oluşmalı. Daha özgür bir yaşam, daha yaratıcı bireyler sağlayacaktır. Değiştirmekte ısrarcı olmazsanız, arkanızdan gelen Z kuşağı sizi buna zorlayacaktır. İyisi mi değişimi başlatalım..

IMG-20140212-00138

Mobil Çalışma ve Trafik!

Mobil Çalışma ve Trafik!

Artık yüzyılımızda bilgi edineceğimiz yüzlerce açık kaynak var. Hepimiz iyi birer veri madencisi olmak için adayız. Google arama trendleri çalışmanızın başlığı ya da aradığınız kelimenin hangi bölgelerde ne kadar çok haber yapıldığı hatta hangi şehirlerde daha çok arandığını gösteriyor.

Bugün yaşadığım trafik çilesinden sonra bir kez daha anladım ki mobil çalışma şart oldu. Gerekli olduğu durumlarda haftanın belirli günleri ortak çalışma alanlarında toplanılabilir. Ya da şöyle düşünelim çalışmak özgürleşsin, istediğimiz zaman istediğimiz yerde çalışabilelim. Zaman ve mekan kullanımı özgür irademize bağlı olsun. Haklar verilmez, alınır. Biz de Y kuşağı olarak yüzyılımızın gereği olan haklarımızı almalıyız.

Mobil çalışma hakkında arama trendlerine baktığımda ise 2005 yılında konuşulmaya ve haber yapılmaya başlandığını gözlemledim. Ekonomik kriz sonrası da sürekli artan bir grafik çizmektedir.  Aynı zamanda coworking space(ortak çalışma alanları) kelimelerini arattığımda, mobil çalışma hakkında aramaların ve haberlerin arttığı 2009 yılını trendin başlangıcı olarak göstermektedir. Bu iki konu günümüze doğru artan bir grafik seyretmektedir, eminim ki önümüzdeki dönemlerde ortak çalışma alanları ile ilgili daha fazla haber, yayın ve şirket göreceksiniz.

Bu değişimi hızlandıralım, trafiğe de çare bulalım!

mobile working

 

cowork