36 YIL SONRA

Gelecek her zaman belirsiz ve merak edilen olmuştur. Bu yüzden ‘gelecek bilimciler’ olası gelecek senaryoları üzerine çalışır. Girişimciler ise ki bunlar bireyler, şirketler, devletler, STK’lar olabilir, geleceği yaratırlar. 2050 kitabının amacı geleceğin şu veya bu şekilde olacağını belirtmek değil. O kadar çok değişik etken var ve insanın hayal gücü o kadar zayıf ki her şeyi hesaba katmak imkansız. Gelecek araştırmacılarının elinde makul bir geleceği tahmin edecek araçlar yok, yapabileceğimiz sadece olası gelecekleri tahmin etmek. Amaç, geleceği uzun vadeli düşüncenin tarih bilincimize ekleyeceği uyanıklık. David Passig ”2050” kitabından notlar:

  • Kısa vadeli düşünce tarzına meydan okumak gerekir, uzun vadeli düşünce bir daha ele geçmeyecek olanakları yakalamamızı sağlayabilir.
  • İdeolojinin toplumları savaşa ittiğini, kendilerini bir lidere adamasına, etik açıdan en düşük seviyeye inmesine neden olduğunu gösteriyor.
  • Gelişmelerin hızının artması –uzun vadede gerçekleşmesini beklediğimiz olayların –yakın zamanda gerçekleşeceğini biliyoruz, bu nedenle gelecek bilimi acil bir gereklilik.
  • Hayatımızda tahmine dayanmayan hiçbir alan bulunmuyor –öğrenciler meslek seçerken, iş adamları ne satabilirim diye düşünürken, gazeteciler hangi liderlerin seçileceğini tahmin etmeye çalışır.
  • Düşük sosyoekonomik konumdaki insanlar milli konulara karşı umursamaz.
  • Orta ve alt sınıfların kaderleri ülkenin kaderine çok daha bağlıdır
  • Gelecek bilimciler arasında dört akım var kuruluşların gelecekteki eğilimleri için: klasik akım, senaryocu akım, gelecek şekillendirici akım, joker kartları yaklaşımı
  • 21.yy da toplumlar zaten sayıları çok az olan genç nesli tüm toplum için savaşmaya ve hayatlarını tehlikeye atmaya göndermeyi kabul etmeyecek(robotlar )
  • Paro(robot arkadaş) yalnız insanlara eşlik ediyor. Japonya nüfusunun %20sinden fazlası 65 yaşın üstünde olduğundan bu tarz arkadaşa gereksinim büyüyor.
  • Araştırmacıların beklediği sermaye transferinde uzun süreli kuraklık dönemi. Uzayan yaşam süreleri, servet aktarımı döngüsünün beklemede kalmasına sebep olacak.
  • İlk devrim-insanoğlunun yerleşik düzene geçmesi. İkinci devrim-tarıma dayanan ekonomiden temeli endüstriye dayanan ekonomiye geçiş. Üçüncü dalga- sanayiye bağlı ekonomiden bilgiye geçiştir. Üçüncü dalga bilginin serveti yönlendirebileceğini ekonomi, insanlar arası iletişim ve aile yapısında değişikliklere yol açacağını öngördü
  • Üçüncü boyut- 21.yy da -1903 yılında Wright kardeşlerin uçmayı mümkün kılmasından sonra- her gün sivil uçuşlarla gökyüzünde 10milyon kişi bulunuyor. Artık üç boyutlu dünya yeterli değil. Bir sonraki aşamaya geçişi sağlayan teknolojileri bulanlar bu icatlarından servet kazanamıyorlar. Zenginleşenler yeni araçları yaratanlar değil bunları kullanmayı ilk öğrenenler veya bunlara yeni kullanımlar bulanlar
  • Ekonomik araçlar 2008 yılından itibaren yıkıldılar. Rekabet ve ticaret kurallarını açıklayacak bir teori henüz mevcut değil
  • Dördüncü boyutun gittikçe daha egemen olduğu ekonominin nasıl çalıştığını henüz anlamıyoruz
  • En başarılılar en uç geleceği hayal etmeye cesaret edip bunlara uygun hizmet ve ürünleri hazırlayanlar olacak. Çünkü bugün hayal edilebilen en uç şey beklenenden de kısa bir zamanda geleceğin normu olacak( en imkansızı planla)
  • İnsanlık tarihinde ilk defa birçok insan bir boyutta doğup büyüdükten sonra başka bir boyutta çalışacak(üçüncü boyutta doğduk, dördüncü boyutta çalışacağız)
  • Dördüncü boyut- sınırlayıcı özgürlük bilincini geliştirmenin vakti geldi. Yerçekimi paradigmasını yıkacak fikirleri düşünmemiz gerekiyor. Bu devrimin adı yerçekimi engellemesidir(gravity shielding)
  • Yerçekimini kontrol etme olasılığı gerçekleşirse yıldızlar arası yolculuk olağan bir gerçeğe dönüşecek. Yerçekimi kuvveti bizi ezmeden ışık hızına erişebilir, vücudumuzdaki her atom aynı hızla hareket edeceğinden hızlanma duygusunu hissetmeyiz.
  • Uzaya çıkan asansörlerden, farklı maddelerden yapılmış yollara, ağırlımızı azaltan ayakkabılara kadar çok garip şeyler göreceğiz
  • Günümüzde laboratuvarda petrol üretmek için ilk deneyler yapılıyor. Tarlalarda yetiştirileceği günlerin uzakta olmadığını iddia edenler bile var.
  • Mikrodalga ışınlarıyla uzak mesafelere elektrik iletme. 2009 yılında Space Energy şirketi,on yıl içinde uzaydan ticari miktarda elektrik sağlama planları yapıyor
  • Yükseklik avantajı tarihin başından beri her askeri stratejinin temellerinden biri olmuştur. Günümüzün en yüksek noktası tabi ki uzaydır. ABD de bu gerçeğin farkında.
  • Ülkeleri uzayda güneş istasyonları kurmaya ve bu istasyonlarda üretilen enerjiyi mikrodalgalar kullanarak dünyaya iletmeye yöneltecek en son katalizör olacak. Dünyada her evin çatısında bu enerjiyi algılayan minik antenler bulunacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s